Dünya Kültürüne Yeni Yıl Bayramı Hedye eden Atalarımız Nartugan Bu Gün başlamış oldu
Türklerin yeniden doğuş bayramı olan ve NARDUGAN (Nartugan) denilen bayram 21 Aralık’ta başlıyor 21 Mart’da Nevruz olarak tamamlanıyor.
Çünkü 21 Mart ekinoksta (dönence) gece ve gündüz eşitleniyor. 21 Mart’ta bahar geliyor, doğa yeniden canlanıyor.
İşte çam ağacı süslemelerinin önemi de buradan geliyor.

Bir Orta Asya Türk geleneği olan Ayaz Ata, Ak Ayas ve Nardugan şenlikleri yakın çağda nasıl Noel Ağacı, Noel Baba ve Yılbaşı etkinliklerine evrildi?
Türklerin Ayaz Atası, nasıl Noel Baba oldu? Nardugan Bayramı nedir?

Türk, Altay ve Orta Asya mitolojisinde; “Soğuk Tanrısı” diye de kabul edilen “Ayaz Ata” öncelikle Kazak ve Kırgızlarda çok önemli olmakla beraber günümüze dek süregelen tarihi bir gelenektir.

Orta Asya Türk mitolojilerinde, özellikle Kazaklarda ve Kırgızlarda “Soğuk Tanrısı” ya da “Ayaz Han”, “Ak Ayaz” olarak da tanınır.
Ay ışığından yaratılması nedeniyle ayaz yani soğuk havaya neden olduğu için Ayaz Ata adını almıştır.

Ülker burcuna has olan altı yıldız, göğün altı boşluğudur. Ayaz Baba bu deliklerden yeryüzüne soğuk hava üfürür. Bu şekilde kış gelir.

Özellikle İslam öncesi Türklerin inanışına göre, Ayaz Ata, kış ayazında donmak üzere olan çaresiz kimsesizlere, açlara görünen ve onları koruyan bir aziz kişidir.
https://www.facebook.com/story.php?story_fbid=1398193153710445&id=377823995747371&scmts=scwspsdd
Orta Asya’da göçebe Türklerin yoğun olarak yaşarken kışları soğuk, yazlarıysa kurak ve sıcak bir iklim yaşanırdı.
Orta Asya’da göçebe olarak yaşayan yerleşik bir yaşam düzeni kurmayan ön Türkler, tek tanrılı dinleri kabul etmeden önceki inanışlarında da, güçlü ritüelleri olan ve bu ritüellere bağlı olarak yaşayan bir toplumdu. Güneş, şaman Türklerin geleneksel hayatları içinde anlamlı ve önemli bir yer tutmaktaydı.

Ayaz, etimolojik olarak tüm Türk coğrafyasında “yakıcı soğuk” anlamında kullanılır. Ay, gökyüzünde net görülebile açık havalarda ortaya çıktığı için “Ay Tanrısının (Ayaz Han)” gökyüzüne insanlar için hediye ettiği düşünülmekteydi.

Ayaz uzun kış gecelerinde, yoğun yaşanan donma vakalarında barınaklardaki hayvanları, dışarıda mahsur kalan yaşlı, genç, çocuk gibi ailelerinin üyelerini donarak yitiriyorlardı. Bu tür korkunç olaylar halk arasında umutsuzluğun artmasına neden oluyordu.

Türkler, günümüze kadar çok değişik gelenekler edindiyse ve bunlar gelenek ve inanç olarak sürdüyse bu ritüelin sağlam alt yapıya dayanması ve bir özellik taşıması gerekiyordu.
Bu inancın getirdiği duygularla yaşanan can kayıplarına ve bu kayıplardan dolayı oluşturduğu inançlara göre, 22Aralık gecesi ile beraber geceler kısalmaya başlarken gündüzler de uzamaya başlıyordu. Bunun için de gece ile gündüzün birbirleriyle savaştığına inanıyorlardı.

Geceyle gündüzün uzun süren mücadelesinden sonra gündüz yani aydınlık, karanlığı yani geceyi yenince çok büyük bir zafer kazanıyordu.

Bu doğal süreçte, gündüzün geceyi yenmesiyle, soğuk yüzünden kaybedilen canlar nedeniyle oluşan kederli hava yerini yaşama sevincine bırakıyor, insanların umutlarının artmasına ve huzur içinde hayatlarına dönmesine sebep oluyordu.

Ayaz ve her açıdan can yakan çileli kış günlerinin insanlara yaşattığı bu zor koşulların yerini mutluluğa ve eğlenceye dönüştürmek için yapılan eğlenceler tarihsel süreçte ritüele dönüştü.
Asırlar boyunca özellikle Orta Asya Türkleri bu kutlamaları hep sürdürerek geleneksel hale getirdiler.
Fakat bu inançlarını görselleştirmek ve hayatın devam ettiğini göstermek adına ve de bu ritüeli daha belirgin hale getirmek için akçam ağacı süsleme geleneği oluşturdular.

Özellikle Şaman Türkler doğaya ait her ögeye aşırı önem vermişler ve bireysel hayatlarında da doğayı hayatlarının merkezine koymuşlardır. Bu nedenle en önemli simgeler ağaçlar dolayısıyla ormandır.

Türkler için çok anlam ifade eden ve hayatın her şeye rağmen akıp gittiğini simgeleyen akçam ağacı da tarihsel süreç içinde çok önemli kutsal geleneklerden biri oldu.

Şaman Türklerin inancına göre; akçam, yeryüzünün tam merkezini sembolize ediyordu. Yalnızca Orta Asya’da büyüyen akçam ağacı, “hayat ağacı” olarak Türklerin yaşamında çok anlamlı bir yer elde etti. Özellikle hayata bağlılığı ve doğanın köklü kudretini sembolize eden hayat ağacı, günümüzde bile tüm Anadolu’da özellikle el sanatlarıyla uğraşan kadınların yaptığı tüm işlerde ana motif olarak daima kullanıldı.

Günlük yaşamdaki giydikleri kostümlerden evlerinde kullanmak için dokudukları halı ve kilimlere kadar muhakkak tüm geleneksel sanatlarında hayat ağacı figürü kullandılar.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy