Hazırlayan ve Kurgu : Hakan Kısa
İZMİR”İN SEMT ADLARI NEREDEN GELİYOR;
– Cumartesi, Ocak 16, 2021

Arap Fırını
Bir Mısır göçmeni, Mısırdan gelip bu semtin köşe başında simitçi fırını açtıktan sonra, bu ad ortaya çıktı.

Arap Hasan: Hatay semtinde günümüzde Askeri Hastane’nin bulunduğu bölgenin XX. Yüzyıl’ın ortalarına kadar anıldığı ad “Arap Hasan”dır. Bu mevki XIX.
Yüzyıl başlarında yaşayıp sürü yetiştiren Hasan adlı “Çukulata renkli” bir çobandan dolayı bu adla anılır olur.
İnönü (eski Hatay) Caddesi üzerinde, Arap Hasan mevkiinde, bir zamanlar var olan çeşme de çok ünlüdür.
Bu nedenle günümüzde bu bölge ve İnönü Caddesi üzerindeki durak “Çeşme” adıyla anılmaktadır.

Semtin adı Hatay ilinden gelmektedir. Cumhuriyet’in ilk yıllarından anavatandan ayrı olan Hatay devletinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle 1937 yılında daha önceleri adı “Mısırlı” ve “İnönü” olan caddeye Hatay adı verilir…
Bu ad aynı zamanda cadde çevresinde gelişen yeni semtin de adı olur…

Asansör: 1907 yılında yapılan asansör kulesinden ismini aldı.

Bahribaba: Bir din adamı sanılan kişinin cesedi karaya vurunca, sahilin az ötesindeki tepeye türbesi yapılır.
Denizden çıktığı için Bahribaba Türbesi diye isimlendirilir.

Basınsitesi: Gazetecilerin Ve Basında çalışanların Siteleri fazla olduğu için adı Basınsitesi olmuştur..

Basmane: 1800’lerden sonra Basma fabrika ve atölyelerinin merkezi oldu. Çorakkapı Camiinin burada olması nedeniyle, daha eski zamanlarda Çorakkapı Mahallesi denirdi.

Bayraklı: İzmir’in ilk kurulduğu yer olan Tepekule’nin de bulunduğu Bayraklı XIX. Yüzyıl’da “Litros” adıyla da anılmaktadır.
Adı hakkında var olan söylencelerden ilki, Batı Anadolu kıyılarını kendilerine insan kaynağı olarak seçen Türk korsanlar ile ilgilidir. O dönemde Akdeniz’e hakim olan denizciler her yıl İzmir’e gelip, bayraklar açarak levent toplarlar. “Solumadan can vermek, terlemeden mal kazanmak isteyen bayrağımız altına gelsin” sözleriyle gönüllü çekmeye çalışılır.
Bayraklar, günümüzdeki Bayraklı’nın bulunduğu yerde açılmakta ve gönüllüler orada yazılmakta olduğu için yörenin adı yıllar içinde Bayraklı olarak kalır.
İkinci söylenceye göre; XIX. Yüzyıl’da yöreden geçen tüccar kervanlarını soyan ama kimsenin canını yakmadan yalnızca işlerine yarayacak malı alan soyguncular, her soygundan sonra Tantalos’un mezarının bulunduğu tepeciğe bayrak asmaktadır. Bu nedenle bu soygunları yapanlara da “Bayraklı Eşkıya” adı verilir.
Yörenin adı bu deyimden bozma “Bayraklı” olarak kalır. Üçüncü söylencede ise Türklerin İzmir çevresine yerleştikleri dönemde elleri bayraklı 7 Türk savaşçı günümüzdeki Laf Deresi yakınında düşman askerleriyle çarpışır ve biri orada şehit olur. Bu nedenle o bölgenin adı “Bayraklı” olarak anılmaya başlar. Bazı kaynaklar buranın adının “Bayraklı” adlı aşiretten geldiğini de öne sürmektedir.
Bornova – Bayraklı – Karşıyaka yoluna 1885 yılında kavuşan Bayraklı, tarih içinde şifalı havasıyla ün salmıştır.

Bayraklı ismi için bir söylenti de tren yolu açıldıktan sonra trenlerin bayraklıda durmaması ve halkın ellerine bayraklarını alıp tren yolunu kapatması üzerine buraya bu ismin verildiği yönündedir.

Bornova: En eski adları Akropedon ve Pirino Barys olan ilçe adı “Bournobat” isminden dönüştü. Osmanlı dönemi adı Farsça “Dış Şehir” anlamında“Birun-u Abad” dır.

Bostanlı: Eski adı Papa Skala//Papas olan semt Turkçe ismini, yıllar öncesinde bulunan bostan tarlalarından almaktadır. Hala az da olsa bostanlar bulunmakta.

Buca: Rumca “Boudca”isminden dönüştü.
İznik Kralı İoyanis’in 1235 yılında Kohi denen ve Kral Yolu yakınında bir yerleşim alanından bahsettiği yerin Buca olarak değiştiği, Kohi adının daha sonra Gonia, Bugia ve Buca’ya dönüştüğü sanılmaktadır.
Bizanslılar döneminde ise bugünkü yerleşim yerinde Vuza, Uza ya da Vuzas isimli bir toprak sahibinin yaşadığı, yerleşim yeri isminin değişerek zamanla Buca olduğu varsayımı da vardır.

Çay Mahallesi: Iki iddia var. Mahallenin içerisinden geçen Çay (dere)’den dolayı bu adı aldığı ya da mahallede bulunan kahvehanelerin çok sayıda olması sebebiyle bu adı aldığı söylenir.

Çiğli: Bahçelere sabahları çok çiğ yağdığı için çiğli dendiği söylenir.
Yerleşim tarihi IO. VI. Yüzyıl’a kadar giden Çiğli’nin adı “Sillyos” ya da “Sillion” sözcüklerinden gelmedir. Sözcüğün anlamı “Güzel Geçit Yeri”dir…

Darağacı:(Kalafat(Carenage)-Takoz Deliği).Ortodoks Mezarlığı ve yel değirmenleri vardı. Bu bölgede şimdi Şehitler Caddesi var.1925″te adı Şehitler olarak değiştirilmiştir.
1803″te İzmir”in yönetiminde bulunan Katipzade Hacı Mehmet, kenti adil olmayan keyfi bir biçimde yönetirken, çok kişiyi haksız yere de idama mahkûm etmekteydi ve bu idamların yapıldığı yer olduğundan, bölge Darağacı olarak anıldı.

Eşrefpaşa: Hacı Mehmet Eşref Paşa 1895-1907 yılları arasında İzmir Belediye Başkanlığı yapmış bir Osmanlı devlet ve siyaset adamıdır. İzmir’in ünlü Eşrefpaşa semti onun adını taşımaktadır.
II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yıldönümü vesilesiyle Konak Meydanı’nda inşa edilmiş olan ve günümüzde İzmir’in sembolü haline gelmiş İzmir Saat Kulesi onun eseridir. 1820-1894 yılları arasında yaşamış, Trabzon ve Selanik valilikleri yapmıştır.

Göztepe: Göz şeklindeki Susuzdede tepesi buraya bu ismi verdi.

Güzelyalı: Çok kokan bir sahil olduğu için ,Kokaryalı denirdi.
Sonraları nazire olsun diye Güzelyalı dendi.
En eski ismi Sultan Reşat’ı anımsatması için Reşadiye ‘dir.

Halil Rıfat Paşa: Vali Halil Rıfat Paşa kendi ismini taşıyan caddeyi imara açtığından, semte de bu ad verildi.

Hilal: Eski ismi Stavros (Istavroz = Haç) idi.
Çünkü Basmane’den gelen demiryolu hattı ile Alsancak’dan gelip Aydın’a giden demiryolu hattı burada artı işareti gibi kesişiyor ve bir haçı andırıyordu.
1922’den sonra Stavros ismi Hilal olarak değiştirilmiştir.

İkiçeşmelik: Tarihi iki çeşme, üst üste burada bir duvar üzerinde yer alır.

Kahramanlar: Yakınlarındaki bir eski yerin adı Mortakya idi.
Burada kentin ilk karantinası kurulmuştur ve yaşamını yitirenler de bu bölgede gömüldüğü için bu adla anılmıştı.
Daha sonra İzmir”in kurtuluşu anısına Kahramanlar dendi.

Karabağlar: Büyük kara üzüm bağları vardı.

Karantina: 1845 veba salgınını önlemek için kurulan karantina binasından dolayı bu isimle anıldı.

Karataş: Kırkmerdivenlerin yanıbaşında kocaman bir kara taş bulunduğu için bu ismi almıştır.

Karşıyaka: Karşı sahil anlamına gelir.
Eski Adı Kordelio”nun Haçlı Ordusu komutanı Aslan Yürekli Richard”-(Richard Coeur de Lion)dan geldigi söyleniyor. Doğruluğu belgeli, kanıtlı değil. Diğer yandan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayınlarından “İzmir’i İzmir Yapan Adlar” adlı kitapta ise şöyle bir açıklama var:”-XVII.
Yüzyıl başında bir Alman gezginin çizimi olan “De Golfe van Smirne” adlı gravürde “Lauro” adıyla gösterilen Karşıyaka, 1764 tarihli Joseph Roux gravüründe “Cardile” olarak yazılmış ve büyük bir olasılıkla buradan türemiş olabileceğini düşündüğümüz “Cordelio” ise bunların arasında en çok bilinen ve özellikle Rum azınlık tarafından söylenen ad olmuştur. “Cordelio” sözcüğü bildiğimiz “Kordela” anlamındadır ve Karşıyaka kıyı şeridi kast edilmektedir.”

Konak: İzmir Derebeyi Katipzade Mehmet Çelebi, 1700’lerde meydanda denize nazır bir konak inşa ettirdi. Bu isim böylece ortaya çıktı.

Mezarlıkbaşı: Yüz yıl önce burada Müslüman mezarlığı olduğu için böyle anılırdı.
İkiçeşmelik caddesi açılıp, güzergah genişletilirken mezarlık kaldırıldı.
Gömüsü olanın kemikleri toplanıp Kokluca’ ya götürüldü.

Mithatpaşa Caddesi: İzmir’de valilik yapan Mithat Paşa’nın 1882’de bu yolu açtırmasıyla ismini kazandı.

Namazgah: Hatuniye Camiinin namaz kılınan geniş bahçesi sebebiyle bu isim verildi.

Pasaport: Pasaport binasından ismini aldı.

Şemikler: Karşıyaka İlçesi’nde bir mahalledir. Karşıyaka merkeze bağlı 6191 numaralıdan 6316/7 numaralıya kadar olan sokakların büyük bölümü bu mahalle sınırları içindedir.
Cumhuriyet’in ilk yıllarından “Şemikan” adıyla anılan köye, Hacı Hüseyin isimli bir kişinin zamanında var olan geniş arazisi nedeniyle “Hacı Hüseyinler” de denmiştir. Günümüzdeki adı işte bu Şemikan’dan dönüşmüştür.

Şirinyer: Eski ismi Rumca “Paradeiso(Cennet) idi. Kızılçullu da dendi. Paradeiso adı “Şirinyer”e dönüştü.

Üçkuyular: Üç tane yan yana kuyusu vardı.

Kaynak: “İzmir’i İzmir Yapan Adlar” İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayınları

Görsel : İzmir Saat Kulesi- Konak –
“Müdavim devam sözcüğünden geliyor. Madem öyle o zaman şöyle soralım: devam etmeyen müdavim ne yapar?
Devamsız öğrenci öğrenmekten geri kalır, ya devamsız müdavim? Esmediğinde rüzgârın yaptığını, yağmadığında yağmurun yaptığını mı yapar? Yani olmayı mı bırakır? Yoksa tekrar var olacağı anı mı bekler?
Bu ikisinin arasında ne var?
Bu ikisinin arasında öncelikle müdavimin kendini sorgulaması var.” Erhan Altan

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy