TULEKA NEDİR KİME DENİR
İLKNUR ALTINTAŞ – ALINTI
Şimdi… Muaviyeleri, Yezidleri şunları bunları kutsamaları bitmedi, ta Vahşi’ye geldik…
Kim bu Vahşi?
Uhud savaşında Ebu Sufyan’ın karısı, Muaviye’nin annesi, Yezid’in ninesi olan meşhur Hind intikam yemini ediyor.
Kadın hakikaten manyak biraz, aylarca yıkanmıyor filan, tepeden tırnağa siyah giyiniyor. İntikam da intikam deliriyor artık!
Neyse… Bedr savaşından öldürülen Cübeyr bin Mut’im’in kölesi olan “Vahşi” diye bir adamdan bahsediyorlar.
İşte öyle çok iyi savaşçı, böyle çok iyi mızrak atar vs.
Hind’de diyor ki, “Muhammed, Ali ya da Hamza’dan birini bile öldürürsen dile benden ne dilersen…”
Bu Vahşi, savaşta kendi anlatıyor; bakmış Resullullah’ı öldüremeyecek; Hz. Ali’den de tırsmış 9 sancaktarı öldürdü çünkü, meşhurdur Uhud savaşı, 70 yara almıştır artık tanınmayacak hale gelmiştir; de kan kusturmuştur müşriklere…
Uzatmayayım… Sonunda Hz. Hamza’yı bir şekilde pusuya yatıp öldürmeyi başarıyor.
Müsle yaptılar. Cahiliye adetidir; öldürdükleri kişiden bir parça alınır. Kulaklar, burun kesilir, göz oyulur, kalp, ciğer çıkartılır vs.
Ki Hz. Hamza’ya da yapılmıştır. Ciğeri sökülmüş müsle uygunlanmıştır; bu Hind övünç meselesi diye bu parçaları kolye yapıp bütün akrabalarına göstermiştir manyak dedim Bakın, intikamımı aldım diye…
Gel zaman git zaman sonra bunlar Müslüman oldu lakin yüreklerine “nur “ indiğinden değil tabi, Mekke fethedildi de “e peki madem” dediler. Mal mülk elden gidiyor; bir çakallık daha yapalım.
Hikayeden yani Müslüman olmaları!
Fakat… Düşmanlıkları hiç bitmemiştir de konumuz bu değil.
Bu yüzden de bunlara aslında “sahabe” değil, “tuleka” denir. Ebu Sufyanlar, Amr bin Aslar vs hep tulekadır!
Daha sonraki yıllarda da “tuleka”lıklarını sıkça göstermişlerdir!
Bu Vahşi Mekke fethine kadar krallar gibi yaşıyor, sonra Taif’e kaçıyor. Daha sonraları, Muhammed Mustafa s.a.a “Müslüman olan herkesin affedildiğini ve cezalandırılmayacağını…” açıklayınca bu da e ben de Müslüman olayım diyor, oluyor…
Hatta… Şöyle bir rivayet vardır,kim olduğunu öğrenince nasıl yaptığını soruyor Vahşi’ye, amcasını nasıl öldürdüğünü, bu da anlatıyor, Hz. Muhammed Mustafa,” Yazıklar olsun sana, yüzünü benden gizle, bir daha yüzünü görmeyeyim” filan der.
Bu bazı çakallar… Bu sözü şuna çevirmiş, “Seni görünce amcamın acısı tazeleniyor, yüzünü benden saklayabilir misin?” demiş.
Bu zibidiye rica ediyor yani!
Yetmemiş…
Güya…
Uhud savaşında Hz. Muhammed Mustafa birkaç müşrike beddua etmişte, “Vahşi’ye niçin lanet etmiyorsun” demişler de o da, “Miraç’da, Hamza ile Vahşi’yi kol kola, birlikte cennete girerlerken görmüştüm!” demişmiş…
Bak sen…
Yuh be!
Gelelim esas mevzuya: Olaya bir de Hasan-ı Basri’yi ekliyorlar…
Yine bir gün…
Hasan Basri’ye soruyorlar, “Ömer bin Abdülaziz ile Vahşi’yi nasıl görüyorsunuz?”
Nasıl bir soruysa bu da? Hayır, ne alaka?
O da, “Ömer bin Abdülaziz ancak Vahşi’nin atının burnunda bir toz olabilir.”
Allah Allah!
Olaya Ömer bin Abdülaziz’de girdi şimdi; heyecan dorukta! (Bu arada Ömer bin Abdülaziz ve Hsan’ı Basri çok yakındır; o yakınlıkları dönemin bazı adamları delirtmiştir. Mesela Haccac bin Yusuf es Sekafi…Haccac ölünce Hasan’ı Basri, “Allah’ım onu yokettiğin gibi sünnetini de yok et” diye dua etmiştir; Ömer bin Abdulaziz ise şükür namazı kılmıştır o derece…)
Bu arada bunun bir başka versiyonu da var, Vahşi yerine Muaviye efendileri diyenlerde var…
Peki, niye?
Sçyleyeyim: Ömer bin Abdülaziz’i hiç sevmezler; hiç!
Hem niye sevsinler?
Adam devrim yaptı; Emevi camilerinde her Cuma Hz. Ali’nin adı lanetlenirken kaldırdı…
Fedek’i Ehl-i Beyt’e iade etti!
O kadar nefret gözlerini bürüdü ki birilerinin, “Adaletli Ömer”, “Ömer’in adaleti” kavramını ondan çalıp Halife Ömer bin Hattab’a verdiler. Ki ona bu lakabı Müslüman olmayanlar vermiştir; o kadar adil bir adamdı yani Ömer bin Abdülaziz…
Bugün de halen pek sevmezler, adını unutturmak için bin takla atar birileri. Yahu o kadar mühim değil derler filan…
O dönemde de öyleydi; sen nasıl Fedek’i verirsin?” diye hesap sordular. Ömer bin Hattab ve Ebu Bekr’in sünnetine karşı çıkmaklar suçladılar…
Demek ki neymiş? Birkaç sünnet varmış!
Esasen “sünnetullah”mış ki Muhammed Mustafa’nın sünnetidir…
E, bu kadar düzenbaz adamın içinde çok yaşama şansı yoktu tabi iki sene geçmedi zehirlediler Ömer bin Abdulaziz’i…
Peki bu çok kutsadıkları Vahşi ne oldu dersiniz?
Muaviye döneminde Suriye’ye gitti; hazret(!) Şam valisi ya… E, Vahşi’de annesinden emanet…
Baktı etti…
Humus’ta yaşadı bir süre…
Öyle çok kutsadıklarına bakmayın…
Halife Osman zamanında yapılan insanı kendinden geçiren içkilerden içerek öldü! …. TULEKA BUNLAR MIŞ.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy