Herkesin bir hikayesi olsun.
Kurgu ve Hazırlayan : Hakan Kısa
Ama nasıl olsun.
Bir hikayeyi seçmek elimizdemidir.
Aslında Hikaye ile ne amaçlanmıştır. Masal niçin olmasın, Roman ,Şiir, Bir vakitler “hikâye anlatma!” denirdi.
Boş konuşma, afakî lâfları bırak, manâsına. Günümüzdeyse, hikâye aranıyor, hikâye anlatılsın isteniyor. ,Edebiyat şekilleri yine insanların sınıflandırması;..
“Türkiye’nin hikâyes nedir,”Bütün gelmiş geçmiş türk büyüklerinin hikayelerini derlesek Türkiyenin hikayesi bu desek geçmişe geleceğe şimdiki zamana karşımı çıkarız veya bunların okuyucuları bize kırılırlar mı “Bizimki’nin hikayesinin adı ne olurdu.” adını neye göre koyardık. Walter Benjamin’in ünlü “Hikâye anlatıcısı” denemesini hatırlamamak elde mi? 1936 da çıkan yazısında Walter Benjamin, hikâye anlatıcısının kayboluşunu yazıyor.
“Birisi hikâye dinlemek istediğini söylediğinde utanıp sıkılanlara… gittikçe daha çok” rastlıyoruzdur.
“Deneyimin giderek daha az aktarılabilir hale gelmesi” yüzünden “ne kendimize ne de başkalarına verecek aklımız yok”tur artık.
Az buz bir kayıp değildir söylediği: “Sanki kesinlikle bizim olan, kaybetmeyeceğimizden emin olduğumuz melekelerimizden biri, deneyimlerimizi paylaşma yeteneğimiz elimizden alınmış gibi.” Çünkü deneyim (“ağızdan ağza anlatılan deneyim”) gitgide değer kaybediyordur. Artık her şey yazıya dökülmüştür. Öğrenim modelleri araçları daha hızlı öğrenme ve akılda tutuma cihazları geliştirilmiş yapay zeka ortama çıkmıştır. Anlatımla öğrenim deneyimi ortadan kalkıyor, hayal haline getiriyor ispat istiyordur.
Marx’ın ünlü “anlatılan senin hikâyendir” sözünü hatırlamamak elde mi? Kapital’de Romalı şair Horatius’dan nakille kullanılan bu sözün hikmeti, hikâyeyi dinleyeni, hikâyenin içine çağırmasında.
Ne gülüyorsun? İsimleri değiştir hele, anlatılan senin hikâyendir.
O “Ne gülüyorsun?”, başkalarında gülünç görünenin onlara has bir gülünçlük olmadığını, bizimle de ilgili bir mesele olduğunu ihtar eder.
Başkalarının acısıyla, felâketiyle ilgili de söyleyebiliriz aynısını – hele, başkasının felâketine gülmenin,
ar perdesini yırttığı zamanımızda.
Ancak hikayelere can katalım dersek hep senin hikayen diyoruz ya hikayenin doğumu nerde başlar Gazete köşe yazısı burada doğmuşsa en zengin bebek yazıdır, yazanı da yazıyı da ömür boyu yüceltecek bebek doğmuştur. Yazarı da aç kalmayacaktır.
Makale daha mı fakirdir deneme varoş bebesidir.
Biyografi o hele yazıldığı kişinin ölümünü bekleyecektir bence en düşkünü bu olmalıdır. Bu bebek yazılar büyüyünce ne olacak yetişkin olan yazı hikaye midir.
Şiir; Daima genç ve güzel kalan genç bir kız gibi hani Playboy sayfalarında değişmeyen en güzel genç kızlar.
Roman büyümüş olgunlaşmış kadın gibidir. Tabi içlerinde sınıflandırılmış kısmı zaten belli; Yemek romanları, Polisiye romanları, Macera romanları, Aşk romanları; erkeği ve dişi olanı ayırır.
Aile kuruyorlar. Şiir ler hep ergendir hiç büyümezler hep genç kalırlar
Vatan sevdalısı, Aşk sevdalısı, Bilim sevdalısı olanları;
Yaşlı olanları destanar ah yaşlandığı zaman mı her hikaye bir destan olmak ister. Hiç ölmemek için efsane oluyorlar. Tanrısallaşırlarsa zaten adı üstünde Kutsal kitap. İnsanlarda kitaplar gibi mi, herkesin bir hikayesine bu yönden mi bakmak .
Şiir olmak mı?
Unutma; iyi bir kalem iyi bir kağıt ve bunları tutan güzel parmaklar lazım.
Walter Benedix Schönflies Benjamin, (15 Temmuz 1892, Berlin – 26 Eylül 1940, Portbou İspanya), Alman edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy