Hazırlayan Hakan Kısa
Acı Kayıbimiz
Prof. Dr. Ahmet Vefik ALPProf. Dr. Ahmet Vefik ALP
Ankara’ya değerli eserler bırakmış Mimar, Kent Bilimci, Yüksek Mühendis, Siyasetçi Prof. Dr. Ahmet Vefik ALP’in vefatını derin üzüntü ile öğrendik. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz
TÜRK halkbilimci, ön Türk kültürü, dili ve tarihi üzerine araştırmalar yapan, piyanist Haluk Tarcan’ı 2020’nin son günü kaybettik .. ve gecikmeli olarak rahmet diliyoruz…
*
Yalçın BAYER:
Tarcan’ın babası, Atatürk tarafından Urfa Askeri Hastanesi’ne yönetici olarak tayin edilmiş; Haluk Tarcan da 1931 yılında bu kentte doğmuş. Selim Sırrı Tarcan’ın yeğeni, mimar öğretim görevlisi Ercüment Rıza Tarhan ile Türkiye’nin ilk beyin cerrahı ve bestekârı Prof. Dr. Bülent Tarcan’ın kardeşi olan Haluk Tarcan, Orta Asya Türklüğü üzerine araştırmaları ile bilinen Kazım Mirşan’ın çalışmalarını izleyen ve bunları gündeme taşıyan bir bilim adamıydı. Aynı zamanda piyano dersleri de veriyordu. Nitekim kardeşi Bülent Tarcan, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefliği’ni yürütmüştü.
Korkuyla evin penceresinden bakan bir kadın ve dışarıda evi kuşatan bir sürü insan. Şeriat naraları atan bu kalabalık, büyük bir öfke içinde. Tek amaçları birazdan kaçacak olan bu kadını öldürebilmek.
Bu kadın ki kızların okumasını savunmuş, bir erkeğin 4 kadınla evlenmesine karşı gelmiş ve mirastan eşit pay alınmalı demiş. İki dudak arasından çıkan sözle bir kadını boşayamazsın demiş. İşte 31 Mart Ayaklanması’nın patladığı saatlerde Meşrutiyet karşıtı softaların, onun kapısının önünde belirmesi için bu sebepler yeterliydi.
Ama aslında çok daha fazlası vardı. Çünkü içerdeki kadın, İttihat Terakki’nin tek kadın üyesi Selma Rıza idi. İlklerin ve teklerin kadını Selma Rıza. İlk kadın gazetecimiz ve Sorbonne’da okuyan ilk Türk kadını Selma Rıza. Kızılay’ın kurucularından ve 20 yaşında Uhuvvet adlı romanı yazan Selma Rıza. Belki de en önemlisi, Milli Mücadele yıllarında Halide Edip mandayı savunurken, Halide Edip’e haddini bildiren Selma Rıza.
Ancak ne yazık ki öldüğünde cenazesine sadece 5 kişinin katıldığı Selma Rıza’yı bugün hangimiz biliyoruz.
[16:30, 10.01.2021] Hakan Kısa: Baa(ğ)zı üniversite mezunlarının Türkçeleri öyle kötü ki, -günlük konuşma dilinde bile- ne dediklerini anlamak için Türkçe’den Türkçe’ye tercüman lazım..
Bence -en azından- üniversite bitene kadar müfredatta “Güzel Türkçemiz” dersinin devam etmesi lazım, ondan sonra da artık hizmet içi eğitim mi verilir, her birey kendi Türkçesinden mi asılır, ona da sonra karar versinler
[16:32, 10.01.2021] Hakan Kısa: Ne güzel cahildik; Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Dışarıda kar…
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa…
Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu…
Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi…
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış,
bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş
merkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlık
içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım…
Dışarıda kar…
İçeride kanaat…
İçeride huzur…
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar…
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası…
Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı… Domates de…
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
Dışarıda kar…
İçeride huzur…
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi…
Kimin umurunda…
Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini çiziyorduk…
Amin Maalouf’un Uygarlıkların Batışı adlı kitabından:
1984’ü yetişkinliğimde yeniden okuduğumda şunun farkına vardım:
İnsan toplumlarının, ne kadar ileri olurlarsa olsunlar, en eski devirlerden beri, inşa ettikleri her şeyi tehlikeye atabilecek bir çarka kendilerini kaptırma riski mevcuttur.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy