Hazırlayan ve kurgu Hakan Kısa
Rusya’nın ikinci büyük kenti St. Petersburg bir adalar, kanallar ve köprüler şehridir. Kurucusu Büyük Petro tarafından Rusya’nın Avrupa’ya açılan kapısı olarak ve Avrupalı bir kent gibi tasarlanmıştır. 18. yüzyıl başında adeta yoktan var edilmiş bu şehir, o dönem pek çoklarına gerçekleştirilmesi imkânsız çılgın bir proje gibi görünmüş olsa da günümüzde dünyanın en güzel şehirlerinden birisi kabul edilmektedir.Puşkin’in Petro için söylediği gibi “onun iradesi kaderdir” ve İsveç ile savaş devam ederken 1712’de, başkent Moskova’dan bu yeni şehre taşınmıştır.St. Petersburg’un temeli insan kemikleriyle doludur, denir. Geniş Paris caddeleri, İtalyan sarayları altında, Rus köylüleri ile İsveç savaş esirlerinin kemikleri yatmaktadır.St. Petersburg; tarihi merkezi ve anıtlarıyla Unesco Dünya Mirasları Listesi’ne alınmıştır.
Kaynak https://tr.wikipedia.org/wiki/Sankt-Peterburg
Rusya’nın 2., Avrupa’nın 4. büyük şehridir.. Baltık Denizi kıyısında Neva Nehri üzerindeki 42 ada üzerine yayılmıştır
Türkçe kaynaklardaki yaygın adıyla St. Petersburg, Moskova’nın 715 km kuzeybatısında bulunan, Rusya’nın 2., Avrupa’nın 4. büyük şehri.[1] Kültürel merkez oluşunun yanı sıra zarif binalarıyla da bilinir. Baltık Denizi kıyısında Neva Nehri üzerindeki 42 ada üzerine yayılmıştır. Çar I. Petro tarafından 16 Mayıs 1703’te Rus Çarlığı’nın Avrupa’ya açılan kapısı olması amacıyla kurulan şehir, 200 yıl Rus Çarlığı’nın başkentliğini yapmıştır. 1914-1924 yılları arasında, yani çoğunluğunu I. Dünya Savaşı ile Rus İç Savaşı’nın kapsadığı dönemde Rusya’nın Almanya ile savaşmasından dolayı Almanca St. Petersburg ismi terk edilerek Petrograd olarak adlandırılmıştır.

1917 Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nden sonra Bolşevikler Mart 1918’de Moskova’yı başkent yapmıştır. Petrograd tarihi bir şehir olarak önemini korusa da siyasi ve ekonomik açıdan ülkenin ikinci önemli şehri konumuna düşmüştür. Şehir 1924-1991 yılları arasında yani Sovyetler Birliği döneminde Leningrad olarak adlandırılmıştır. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Boris Yeltsin yönetimi, şehrin ismini yeniden Sankt-Peterburg olarak değiştirmiştir. Ancak St. Petersburg ve çevre illerinin bulunduğu bölge Leningrad oblastı olarak adlandırılmaktadır. Şehir, Nazi Almanyası tarafından 8 Eylül 1941 tarihinde kuşatılmış ve 872 gün kuşatma altında kalmıştır.[2]

Bir Doğu şehri sayılan Moskova’nın aksine Sankt-Peterburg, 5 milyonluk nüfusuyla daha “Avrupai”dir ve kuruluş amacı olan “Avrupa’ya açılan kapı” olma amacını gerçekleştirmiştir. Ayrıca bir rivayete göre kurulduğu zaman Venedik ve Roma’nın bir sentezi olması düşünülmüştür.[kaynak belirtilmeli]Geniş bulvarları, dingin suları, köprüleri ve çarlık mimarisinin bazı örnekleri, şehrin Kuzey’in Venedik’i olarak anılmasına sebep olmuştur. Şehirdeki Hermitage Müzesi çarların geniş özel sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapar ve dünyanın en büyük müzelerinden biridir. Ayrıca Dostoyevski, Puşkin, Anna Akhmatova ve Rimsky-Korsakov’un evleri de müze olarak kullanılmaktadır.

Ayrıca Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin romanları Suç ve Ceza, Budala, Ezilenler ve Beyaz Geceler de bu şehirde geçer.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy