HAZIRLAYAN VE KURGU : HAKAN KISA

TÜRKİYEDE AİLE HAYATI ÜZERİNE
“HAYIR!” CI ANNELERİN USLU ÇOCUKLARI
Her şeye “Hayır” diyen annelerin , her şeye “Peki” diyen uslu kızları olarak büyüdük biz zamanında. Birçok konuda endişeleri olan telaşlı annelerimiz vardı bizim. Onları üzmeyi hiç istemezdik. O yüzden de bir dediklerini iki etmezdik.
En özgür olduğumuz yer sokaklardı o yıllarda . O yüzden hala çok iyi hatırlar bizim nesil sokakta arkadaşlarla oynanan oyunları . Eve girdiğimiz andan itibaren hissedilirdi o disiplin. Eller yıkanacak, sofra kurulacak. Yemek yerken sofradan kalkılmayacak. Tabaktakiler bitirilecek. İtiraz edilecek olursa, sert bir bakış, bir azar yenilecek. O lokma ağzında büyüyecek önce. Sonra sessiz göz yaşları yanaklardan süzülecek . Öyle bağıra çağıra ağlamak yok…Çok dolduysan koşa koşa öteki odaya gidilecek.
Misafir odalarına dokunulmaz, oturma odası dağıtılmaz. Evde top oynanmaz. Çekmeceler karıştırılmaz. Pilli oyuncak bebeklerle uzaktan kumandalı arabalar “Kırılır, bozulur” diye öyle her zaman oynanmaz.

Mutfakta bulaşıklar elde yıkanır. Kız çocuklar o bulaşıklardan nasibini alır. Banyo haftada bir-iki gün. Önce kazanda su ısıtılacak. Evin en soğuk köşesinde, israf etmeden, tepeden aşağı dökülerek yıkanılacak.
Çamaşır günleri ayrı dert. Sabahtan başlar, akşama kadar . Önceleri sadece elde yıkanır, merdaneli alındıysa onda. Beyazlar ayrı kazanda kaynatılır. İçine deterjanla birlikte soda katılır . Sakız gibi asılmazsa o çamaşırlar, komşulardan düşük not alınır. Anne “Gel!” dedi mi gelini , “Git! ” dedi mi gidilir.
Yazın erikler toplanır ağaçtan, sonbaharda yapraklar süpürülür her gün bahçeden . Kışa doğru kapının önüne dökülen kömürler taşınır içeri. Kış geldi mi bahçede odunlar kırılır. Kovalı sobaların külü dışarı taşınır. Her mevsim kapımızın önü süpürülür mutlaka. Okula gidersen iş senden alınır..
Baharda keyfimiz yerinde. Sokakta oynamadığın, ders çalışmadığın her an evde yapılacak işler vardır.
Anneler çalışmaz. Yemek, çamaşır, ütü işten sayılmaz . Bir de anne işe gitmeye başlarsa, küçük kızlar annelikten kurtulamaz. Babalar akşamüstü eve gelir. İkindi vaktiyse önce çay içilir, sohbet edilir. Akşam hep birlikte yenir yemekler. Sonra televizyonun karşısına geçilir. Oraya en son anneler gelir. Ellerinde de ya bir örgü, ya bir dantel. Televizyon karşısında boş durmaz öyle anneler. Ya kış için kazaklar örülür, ya çeyiz için dantel…
Öyle günlerde duyduk annemizden” “Aman kızım, sen oku benim gibi olma…”sözünü. O günlerde karar verdik biz ‘annemiz gibi’ olmamaya.
O yüzden örmedik biz o dantelleri inatla. Kitaplara sarıldık. O yüzden en iyi işleri bulacağımız okullara yazıldık. Bitirir bitirmez az çok para kazanacağımız işler aradık. Kendi yuvamızı kurmazsak yuvasız kalmaktan korktuk sonra. “Bu devirde görücü usülü evlenilmez” deyip kalbimizi açtığımız sevdiklerimize vardık.
Çocuksuz yuva mı olur? Zamanı gelince onu da yaptık… Annelerimiz gibi olmadık biz çok şükür (!), 40 günlük çocuklarımızı evde bırakıp iş başı yaptık. Çocuklar anneanne, babaanne, bakıcı evinde. Çamaşır, ütü, temizlik için ya kadın bulduk , ya akşam fazla mesai yaptık.
Gün gün gezmedik biz öyle, çalışan kadındık. Arada bir iki akşam arkadaşlarımızla dışarı çıktık. Çok özgür(!) ve havalıydık. Çocuklarla ‘kaliteli’ zaman keşfedildi de bizim dönemlerde, anneliğimizi biraz onunla kurtardık.
Çoçuklarımızı kısıtlamadık evde. Odaları onlarla birlikte dağıttık. Toplarken biraz yorulduk ama olsun. Annelerimiz gibi yasakçı olmadık . Marketlerde, oyuncakçılarda ağlatmadık onları fazla. Paramız varsa ne istiyorlarsa aldık. Bazen istemeden de aldık hatta. Gündüz yanında olmadığımız için hediyelerle günah çıkarttık.
Anneanneler çok sevdi, “Hayır!” diyemedi torunlara . Emanetti üstelik onlar, el üstünde tutuldular adeta. Akşam çok yorgunduk eve geldiğimizde. i”Çocuk uzatmasın” diye ne isterse yaptık. Yemek yedirirken peşinde dolaştık. Uyumak istediğinde yanında kaldık. Çizgi film, bilgisayar oyunu, televizyon için sınır bile koyamadık . Annemiz gibi olmamaya yemin etmiştik bir kere. Her şeyi onlardan farklı yaptık.
Bu arada beyler, babalarımızın aynıydı. Ellerinde kumanda, televizyonda maç tekrarları . Onlar da büyüyünce ‘babaları gibi olmaya’ karar vermişlerdi demek. Bu hesapta kesin bir yanlışlık vardı.
Anneleri gibi olmadığımız için biraz da onlar kızgındı sanki bize. Anneleri gibi yemek yapmadığımız, onlar gibi çocuk bakmadığımız, yorgunluktan erkenden sızıp kaldığımız için onlara da yaranamadık.
Şimdi ellerimizde “Evet”lerle büyümüş yeni bir nesil. “Sen büyüyünce böyle olma” dedik biz hem kızımıza, hem oğlumuza.
Yorgunluğumuzu, bezginliğimizi, kızgınlığımızı , çaresizliğimizi görüp onlar gelecekleri için ne karar verdiler acaba?
Alıntı

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy