Turks taught the West to be vaccinated against viruses!
Virüslere karşı Aşı tarihi: Batıya Türkler öğretti; milyonlarca insan aşı olmayı neden reddetti?

Kaynak:https://www.indyturk.com/node/156006/sa%C4%9Flik/vir%C3%BCslere-kar%C5%9F%C4%B1-a%C5%9F%C4%B1n%C4%B1n-tarihi-bat%C4%B1ya-t%C3%BCrkler-%C3%B6%C4%9Fretti-milyonlarca-insan-a%C5%9F%C4%B1-olmay%C4%B1

İnsanoğlunun mikroplara karşı geliştirdiği en güçlü Silah – Aşı.
Geleneksel ve modern yöntemlerle binlerce yıldır kullanılıyori, fakat birçok insan özellikle Modern Aşı göründüğü kadar masum olmadığını iddia ediliyor.

Aşı çıkışı ve yayılması
Kaynaklara göre Aşı Çin ortaya çıkmış ve çıktığı Ana yurdundan başlayarak Osmanlı’ya uzanan, devamında nihayetinde Avrupa’da modern halini aldığı sıra dışı hikayesinde Türk ve Müslüman şifacıların da çok önemli katkıları bulunuyor.

Modern Aşı ilk defa çiçek hastalığına karşı Avrupa’da geliştirilmiş.
Aşı ile önleme ve tedavi yöntemi keşfedildikten kısa süre sonra dünyanın en modern Tıp merkezlerine sahip ülkelerinden birisi de Osmanlı olmuştu.

Bugün Kovid-19’a karşı şifa olacak aşının dışarıdan gelmesini beklerken, Atalarımız ve geçmişte durum hiç de böyle değilmiş. Avrupa ve Dünya Osmanlı topraklarında gelecek Şifalı bitki karışımı ilaç, Aşı – Her derde Deva buluniyor Osmanlı topraklarından gelen Ata söz hale gelmiş durumda.

Türkler birçok aşı çalışmasına en ön safta öğrenci ve araştırmacı gönderen toplumlardan birisiydi.

Aşı nedir?

Aşı, belli bir mikroptan kaynaklanan hastalığa karşı insan bedeninde bir savunma mekanizması oluşturabilmek için zayıflatılmış ya da kısırlaştırılmış biyolojik ajan numunelerinin vücuda zerk edilmesi demektir.

Bu sayede Bağışıklık sistemimiz bu mikrobu tanır ve ona karşı tedbirini alır.

Aşı zerk ediltikten sonra bu hastalığa yakalanmayacağız anlamına gelmez; fakat aşı bağışıklık oluşturarak hastalığı daha hafif bir şekilde atlatmamıza yardımcı olur.

Esra Çapanoğlu, “Sağlık Çalışanı ve Ebeveyn Perspektifinden Çocukluk Aşılarının Reddi Niteliksel Bir Araştırma” isimli çalışmasında vücudumuza zerk edilen aşıların niteliklerini şöyle açıklıyor;

Aşılar başlıca canlı (atenüe) ve inaktive aşılar olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir. Canlı aşılar, bir virüs ya da bakterinin hastalık yapma özelliğinin ortadan kaldırılması, ancak vücutta çoğalma ve bağışıklık oluşturma yeteneğinin korunmasına dayanır (kızamık, kızamıkçık, kabakulak, oral polio, suçiçeği, BCG aşıları).

İnaktive aşılar ise, virüs ya da bakterinin tamamı (boğmaca, influenza, hepatit A, inaktif polio virus (IPV) gibi) veya bir kısmı (hepatit B, influenza, aselüler boğmaca, difteri, tetanoz gibi) kullanılarak hazırlanır (46).

Canlı aşıların önemli iki avantajı vardır. Birincisi, aşı içeriğindeki mikroorganizma konakta ürediğinden, doğal enfeksiyonun daha hafif formu gerçekleşir ve hem humoral hem de hücresel bağışık yanıtını indüklerler.

İkincisi ise bu aşılarda sıklıkla tek bir doz yeterli olur, tekrar dozlarına gerek kalmaz. Ancak canlı aşıların virülan forma tekrar dönebilme olasılığının olması önemli bir dezavantajdır.

Aşının tarihi

Geleneksel aşı yöntemlerinin binlerce yıl boyunca, Çin başta olmak üzere, dünyanın birçok yerinde uygulandığı biliniyor.

Geleneksel aşı yöntemleri bugün bildiğimiz tekniklerden ise bir takım farklılıklar taşıyordu; örneğin iğne yerine derinin altı ya da içinin yarılıp serpiştirilerek zerk edilmesi gibi yollar kullanılıyordu.

Modern aşı ise 18’nci yüzyılda çiçek hastalığına karşı İngiltere’de geliştirildi. Bu aşının öyküsü ise Osmanlı topraklarında başlıyordu.

Çiçek salgını bir epidemi olarak ortaya çıktığı ilk günden itibaren yüz binlerce insanın ölümüne sebep oldu ve sayısız çocuğu da sakat bıraktı.

Kanuni Sultan Suleyman

kaynak : https://www.fikriyat.com/tarih/turk-tarihi/2018/07/25/bir-sifa-medeniyeti-osmanli

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy