Hazırlayan ve Kurgu : Hakan Kısa

Dünya’da kapitalizm, her şeyin içini boşalttığı gibi 8 Mart’ı da bir mücadele günü olmaktan çıkarmak için türlü manipülasyonları devreye sokmaktadır.
8 Mart Dünya Emekçiler Günü’nün tarihi belirlenmeden çok önce işçi, emekçi, haklarını arayan, devrimci kadınlar; birbirlerinden çok farklı coğrafya ve kültürde yaşasalar da, aynı hak ve kazanımlar için mücadele vermiş, dişleri ve tırnakları ile 8 Mart’ı yaratmışlardır.

Dünyadaki en büyük kadın hakları savunucularından Rosa Luxemburg ve Clara Zetkin Almanya’da Sosyal Demokrat Parti’nin liderlerindendir. Rosa Luxemburg, azgın savaş tamtamcıları karşısında barışı ve barışseverleri örgütlemiş, I. Dünya Savaşı’na şiddetle karşı çıkmıştır. (Gerçekten de bu savaş; 8.556.315 ölü, 21.219.452 yaralı, 7.750.945 kayıp veya esir bırakmıştır. Ülkeler arasındaki sorunları çözümlememiş ve II. Dünya Savaşı’na zemin hazırlamıştır.) Bu yüzden ağır hapis cezasına çarptırılan Rosa Luxemburg, hapisten çıkınca da faaliyetlerine devam etmiş Alman Komünist Partisi kurmuştur. Partisi ve görüşleri Egemenleri rahatsız ettiği için vahşice katledilerek, cesedi nehre atılmıştır. Yoldaşı Clara Zetkin ise mücadelelerine devam etmiş özellikle kadın haklarını savunmada tarih yazmıştır.
8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde, konfeksiyon ve tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınların, insanlık dışı çalışma koşullarına, düşük ücrete ve erkek patronların tacizine karşı grev başlatmış. Polisin saldırısı sonucu fabrikada yangın çıkmış, çıkan yangında ise 129 kadın işçi yanarak can vermiştir.
Clara Zetkin, bu yaşananları unutmamış,1910 yılında Kopenhag’da toplanan 2. Enternasyonele Bağlı Kadınlar Toplantısında ölen 129 kızkardeşi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmasını önermiş ve önerisi oy birliği ile kabul edilmiştir.
Türkiye’de ise ilk kez 1921 yılında Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmaya başlanmıştır.
Türkiye’de daha önceki yıllarda da çok büyük hareketleri olsada, Dünya’nın en büyük devrimci ve ilerici lideri Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme baş kaldırmış, bağımsızlık yolunda Milli Mücadele başlatmış, kadın/erkek ayrımı yapmadan Savaşı kazanmıştır. İlk zamanlarda Amerikan mandasını savunan Halide Edip Adıvar’a onbaşı rütbesi vermiş, Kara Fatma’ya cesaretinden ve gözünün karalığından “Kara Fatma” demiş. Şerife Bacı, Nezahat Onbaşı, Gördesli Makbule, Tayyar Rahmiye gibi kadın kahramanlarımızla gurur duymuş onlara rütbe ve madalyalar vererek onurlandırmıştır.
Savaşın hemen sonrasında Latife (Uşaklıgil) Hanım’la evlenmiş ve Tüm Anadolu’yu dolaşmıştır.

Âfet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe gibi kız çocuklarını manevi evlat edinmiş. Onları ilgi duydukları alanda okutulup, eğitilmesine destek olmuş ve onlar genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk tarihçisi, profesörü, savaş pilotu olmuşlardır.

Kadınların, kültür, sanat, sosyal ve ekonomik alanda önlerindeki tüm engelleri birer birer kaldıran Mustafa Kemal Atatürk, en büyük devrimlerinden birisini de 1930 yılında, Türk kadınına pek çok Avrupa ülkesinden önce “Seçme ve Seçilme Hakkı” vererek yapmıştır.
Bundan sonraki süreçte İlk Kadın Milletvekilleri, İlk Kadın Belediye Başkanları seçilmiştir.
Cumhuriyet’in yetiştirdiği değerli Türkan Saylan Hoca; kız çocuklarının eğitimi için Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni kurmuş, Araştırmacı,yazar Duygu Asena “Kadının Adı Yok” kitabında Kadın Haklarını savunmuş, bir diğer Kadın Hakları Savunucusu Şirin Tekeli KA.DER’i kurmuş siyasette kadın adayların başarılı olmalarını desteklemek için eğitim ve seminerler vermiştir. Şirin Tekeli, kadın hakları mücadelesinin bitimsiz olduğunu söylemiştir.

Evet Kadın Hakları Mücadelesi bitimsizdir. Yaşadığımız coğrafya ve zamana göre biz Kadınlara düşen görev ise; kızkardeşlerimizin geçmişte türlü bedeller ödeyerek elde ettiği hak ve kazanımlarımızdan taviz vermeden, korkmadan, yılmadan kutlu mücadelemize devam etmektir.

Politikada; karar mekanizmalarında sayımızın artması, siyasal kotalarımızın kaldırılması ve eşit temsil için, sosyal adalet ve sosyal demokrasi için,
Hukukta; evlilik, boşanma, miras vs haklarının genişletilmesi için, taciz, tacavüz, kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesi, töre ve namus cinayetlerinin önlenmesi için, Eşit eğitime erişebilme, iş ve çalışma hayatında erkeklerle eşit ve adaletli ücret alabilme konusunda hakların kazanılması için, Kadına Yönelik Her Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve bunlarla ilgili mücadeleye ilişkin “Avrupa Konseyi Sözleşmesi” yani ülkemizde bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesinin uygulanması için, Erkek Egemen Dünya’nın Kadını eş değil, eşiti görmesini sağlamak üzere mücadelemize devam edeceğiz.

Clara Zetkin’in dediği gibi “Kadınları, iktidara özgürlüğe ve eşitliğe götürecek yol burjuva demokrasisi ile değil, sosyal demokrasi ile gerçekleşecektir, Sosyal Demokrasiyi gerçekleştirmek için de tüm kızkardeşlerimiz ile omuz omuza sesimizi yükseltmeli, mücadeleye devam etmeliyiz.”
Alıntı.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy