Hazırlayan ve kurgu : Hakan Kısa

Araştırmacılar Babil Kulesi’nin kanıtlarını buldu
Norveçli işadamı Martin Schøyen tarafından yapılan bir koleksiyonun parçası olan taş bir tablet aracılığıyla Babil Kulesi’nin varlığına dair kanıtlar buldular.
İngiltere Londra Üniversitesi’nde Babil tarihi profesörü olan Andrew George’a göre tablet, Babil’de inşa edilmiş büyük bir tapınak olan Ur Ziggurat’ın şimdiye kadar bulunan en keskin görüntüsünü içeriyor.
Bulgu ilk olarak Smithsonian dergisi tarafından MÖ 604 ile 562 yılları arasında Babil’i yöneten Kral II. Nebuchadnezzar’ın performansıyla piramidal bir yapının resmini gösteren bir raporda kaydedildi.
İlki, MÖ 1792-1750 yılları arasında hüküm süren Kral Hammurabi zamanında inşa edildi, Babil zigguratı, Büyük İskender’in MÖ 331’de binayı yıktığı sırada bir bozulma durumundaydı.

Tablet ilk kez kulenin çağdaş bir resmini ve Nebuchadnezzar II’yi inşa etme planlarını ve binanın restorasyon sürecini doğrulayan bir yazıt içeriyor.
Schøyen koleksiyonu, tablette yazılı olan kitabenin tercümesini de şu sözlerle belgeledi: “Cennetin ve yerin temeli olan ev, Babil’in Ziggurat’ı.”
Açıklama, restorasyon sürecini anlatmaya devam ediyor: «Binayı tamamlamak için Nebuchadnezzar tüm dünyadaki tüm ülkeleri seferber etti, dünyanın tüm insanlarına üstünlük sağlayan herhangi bir hükümdar, yüksek bir terasa bir temel doldurdu. Yapınızı bitüm ve pişmiş tuğla ile inşa edin. Envision’u güneş ışığı gibi parlak hale getirerek onu gökyüzüne götürmeyi tamamladım.

Tabloda tasvir edilen illüstrasyon, Smithsonian dergisine göre, sol elinde bir asa ve sağ elinde kuleyi yeniden inşa etme planlarının yer aldığı bir parşömen ile mal şapkasıyla Nebuchadnezzar II’yi gösteriyor.

BABİL KULESİ
Babil, Sümerler’in Uruk kentinde önceleri sarayda hizmetçi olan Akad kökenli Sargon’un, M.Ö. 23.yy da sarayda iktidarı ele geçirmesi ile ortaya çıkmıştır. En meşhur kralları Hammurabi’dir. Bâbil adı, Persçe Babiruş, İbrânîce’de Bâvel ve Grekçe’de Babylon şeklinde kullanılmıştır. Kentin adına ilk kez MÖ.3. binyılın sonlarına ait Akkad belgelerinde rastlanır; fakat kuruluşunun çok daha önce olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü kentin ilk adı Sumerce Ka-dingir-ra’dır (ka “kapı”, dingir “tanrı”, -ra “-nın”) ve Bâbil’in bu isimden Akkadca’ya yapılmış bir tercüme olduğu anlaşılmaktadır. Babil Fırat Irmağı kıyısında, bugünkü Bağdat’ın yaklaşık 88 km güneyinde ve İç Irak’taki modern Hilla’nın hemen kuzeyinde yer alırdı.Babil Kulesi ‘Babil in Asma Bahçeleri’nin içinde inşa edilmiştir. Günümüzde, arkeolojik olarak kuleye dair hiçbir iz ve buluntu mevcut değildir.
Babil’i işgal eden Tikulti-Ninurta, Sargon, Sanherip ve Asurbanipal kuleyi yıkmışlardı. Babil Kralları, Nabupallasor ve Nabukadnesar ise yeniden inşa ettiler. Fakat M.Ö. 479’da Babil’i fetheden Pers Kralı Xerxes kuleyi yıktıktan sonra, yeniden onaran olmadı. Sadece Büyük İskender Babil’e geldiğinde harap durumdaki kuleye hayran kalmış ve onu eski haline getirmeye karar vermişti. Bu amaçla 10.000 kişiyi iki ay boyunca çalıştırarak molozları temizletti. Ama Büyük İskender ölünce kulenin onarımından vazgeçildi.
Akad dilinde bab-ilu (Tanrı’nın Kapısı) sözcüğü Babel şeklindedir. Bu sözcük İbranice Bavel kelimesinden gelir ve Tevrat’ta ‘kargaşa, karışıklık’ şeklinde açıklanır. Tarihî bir şehir olarak Tevrat, İncil ve Kur’an’da da bahsedilen Bâbil şehrinin, adı kadar hakkında anlatılanlar da asırlar boyunca insanlarda merak uyandırmıştır. Refahın ve günahkarlığın en üst düzeyde olduğu şehir olarak ifade edilen, Bâbil’in asma bahçeleri ya da Bâbil kulesi, tarihsel kavramlar olarak biliniyor. İncil’de: “dünya fâhişelerinin ve iğrençliklerinin anası” olarak isimlendirilen Bâbil’de İştar, Ereşkigal, Marduk (Baal) Nabu, Hadad ve Tammuz gibi putlara da tapılıyordu.
Şehir M.Ö 16. yüzyıldan itibaren bin yıllık bir süre içinde çöküş sürecine girmişti. M.Ö 6. yüzyıla doğru, tarihin ünlü asma bahçelerinin ve Bâbil kulesinin ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Bâbil’de de çeşitli tanrılar adına 53 ayrı tapınak bulunuyordu. Bu tapınakların yanısıra Tanrı Marduk adına kurulmuş 55 kurban yeri mevcutken, diğer çeşitli putlar adına 1300 sunak vardı. Babil Kralı Hamurabi ünlü yasalarını kendisine dikke ettirenin Marduk olduğunu söyler. Araştırmacı Samuel Reinach, Hamurabi yazılarıyla Yahudi yasaları arasındaki benzerliğe işaret ederek, Marduk’u Yehova’yla aynılaştırır.
Dünyanın yedi harikasından biri kabul edlen ve Babil’in Asma Bahçeleri içinde bulunan Babil Kulesi, Tanrı Marduk adına yapılmıştır. Kule aynı zamanda yeri göğe bağlayan kutsal ağacı temsil ediyordu. Babil Kulesi’nin her katı, Tanrıya ulaşılan yolda bir aşamayı sembolize ederdi:
1. katı taşı,
2. katı ateşi,
3. katı bitkiyi,
4. katı hayvanı,
5. katı insanoğlunu,
6. katı güneşi ve gökyüzünü,
7. katı ise melekleri simgeler.
Tarihin karanlıklarına gömülen şehir İlk kez arkeolog Robert Koldevey tarafından keşfedilince kazılmaya başlanmıştır. Ünlü tarihçi Herodot,’Babil yeryüzünde bilinen bütün şehirlerin ihtişamını aşar’ der. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 km uzunlukta, 25 metre kalınlıkta, 97 metre yüksekliğinde olduğunu ve dört tane atlı arabanın gezinmesine uygun olduğunu söyler. Şehrin iç duvarı dış duvarı kadar kalın değilmiş. Duvarların içinde, som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar bulunuyormuş. Herodot’un anlattığına göre Babil Kulesi, sekiz katlıydı. Ancak bugünkü arkeolojik bilgilere göre, kulenin yedi katlı olduğu tesbit edilmiştir. Asur Banipal Kitaplığındaki tabletlere göre, Babil’de 53’ü büyük, 650’si küçük, toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı.
Ziyaretçilerin gözüne ilk çarpan bina, surların içinden yükselen İştar kapısıydı. İştar kapısı şehrin sekiz ana giriş kapısından birini teşkil ediyordu. Şehrin koruyucu tanrıları adına 575 adet boğa ve ejderha tasvirleri, kapıyı boydan boya süslüyordu. Alman arkeolog Robert Koldevey harabe durumdaki Bâbil’in kalıntıları içinde bozulmamış haldeki İştar kapısını ilk bulan kişiydi. Şehrin ikinci dikkat çeken binası ise meşhur Bâbil kulesiydi. Kule 91 m. yükseklikte olduğu gibi, Herodot’a göre, sekiz katlıydı. Yükseldikçe katlar daralıyordu. En üst kat Babil tanrısı Marduk için yapılmıştır.. İnançlarına göre Marduk insanlara ancak orada görünürdü. Onun için tapınmaya gelen halk birinci kata çıkar, daha üst katlara sadece rahipler çıkardı.
https://www.bibliatodo.com/…/investigadores-encuentran…/

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy