Hafta içinde

Hazırlayan ve kurgu : Hakan Kısa
On weekdays

DÜNYA ŞİİR GÜNÜ !
21 Mart: 1999 yılında UNESCO’nun 30. Genel Konferansı’nda Dünya Şiir Günü kabul edildi. Dünya Şiir Günü kültürel ve dilsel çeşitliliği şiirsel ifade yoluyla kutlamak için bir fırsatın yanı sıra şairleri onurlandırma, şiir resitallerinin sözlü geleneklerini canlandırma ve şairlerin aralarındaki yakınlaşmayı teşvik etme fırsatıdır.
Şiir kıtalar arası insanları bir araya getirme gücüne sahipken, dünya çapındaki pek çok şair, hükümetleri rahatsız edecek şekilde seslerini kullandıkları için tehditler, sindirme ve şiddetle karşı karşıya. Bu yılki Dünya Şiir Günü’nde PEN International, eylemleri nedeniyle her gün hayatlarını riske atan dört şairin durumunu vurguluyor: Maryja Martysievič (Beyaz Rusya), Katherine Bisquet (Küba), Varavara Rao (Hindistan) ve Masum Bahati (Ruanda). PEN International, üyelerini, hükümetlerin ifade özgürlüğünü garanti altına alma görevlerini yerine getirmeleri için harekete geçmeye çağırır.
https://pen-international.org/campaigns/world-poetry-day
ATATÜRK’ÜN “ANDIMIZA” BAKIŞ AÇIŞI
Atatürk’ün “Andımıza” bakış açısı ETNİK değil, ETİKTİR.
Tabii anlayanlara, anlamak isteyenlere,
Danıştay’ın okullarımızda okunan andımızı ‘’etnik ayrışmayı çağrıştırdığı’’ için iptal etmesinden sonra siyasi yelpazede oluşan ittifakların ne kadar yapay olduğu orta çıktı.

Millet İttifakını oluşturan partilerle Cumhur ittifakını oluşturan partilere baktığımızda andımız konusunda ayrışarak aslında ittifakların siyaseten Cumhuriyet’in varlığını savunanlar ve ayrışanlar olarak oluşması gerektiğini göstermektedir.
Atatürk’ün “Andımıza” bakış açısıyla, Danıştay’ın bakış açısının ne kadar ayrıştığını çok net ortadadır.
Atatürk’ün “Andımıza” bakış açısı etnik değil, etiktir.
Atatürk gelecek kuşakların etik değerler içinde yetişerek çağdaş ve uygar bir Türkiye hedefine ulaşılması için 1933 yılında hazırlattığı “Andımız” etnik ayrışmayı değil, etik kurallar çerçevesinde birlik ve beraberliğin sağlanmasını hedeflemektedir.
Gerçek hedef bu günkü gibi ayrışmayı değil, çağdaş ve uygar bir Türkiye hedefinde, ahlaklı, dürüst, çalışkan, yurtsever vatandaşların yetişmesidir.
Dolayısıyla bizim için “Andımız” etnik değil etik bir yoldur.
İsterseniz ilk çağlarda Atina halkının değerler bildirgesi olarak kabul edilen Andına bakalım, sonra da Türkiye Andını yargılayalım.
ATİNA ANDI
Ülkemizi hiçbir zaman korkaklık ve sahtekarlık eylemleriyle utandırmacağız;
Ordudaki arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacak,
Ülkemizin kutsal emanetleri ve idealleri için,
Hem yalnız hem de birlikte savaşacağız;
Ülkemizin kanunlarına itaat edecek ve saygı göstereceğiz.
Toplumda saygı ve hürmetin yerleşmesini sağlamak yolunda elimizden geleni yapacağız;
Kamu hizmet anlayışını daima, canlı tutmak için çabalayacağız;
Böylece tüm bu yollarla, bize bırakılan bu ülkeyi, bize bırakıldığından daha az değil, daha iyi ve daha güzel bir şekilde bizden sonrakilere bırakacağız.
1933’te uygulanmaya başlayan Genç Cumhuriyet’in Andı:
TÜRKİYE ANDI
Türküm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
Yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Dolayısıyla bizim için Andımız etnik değil etik bir yoldur.
Ersin ERTÜRK – Eskişehir – 21 Mart 2021
Bir Başkadır adlı diziyi seyrederken iki sahne dikkatimi çekti:
Küçük yaştayken arkadaşıyla birlikte bir adamın tecavüzüne uğrayan kadın yıllar sonra tecavüzcüsüyle yüzleşiyor, adam “Çocuktuk, cahildik o zamanlar” diye kendini savunmaya kalkınca kadın “Biz çocuktuk, sen bizden büyüktün.” diye cevap veriyor.
Arkadaşı tecavüzcüsüyle evlendirilip, köyde mutsuz bir hayat sürüyor, kadın da evlenip İstanbul’a taşınıyor, iki çocuğu oluyor, ama travmasını da beraber götürdüğünden depresyon bir türlü yakasını bırakmıyor, aile onu bir yandan öyle kabulleniyor, bir yandan da tahammül edemiyor, kocası bir gün soruyor “Nerdesin sen ha, nerdesin?” diye, kadın tokat gibi bir cevap veriyor:
– Ben burdayım, sen nerdesin?
Fazla söze hacet yok..
:Yaşamınızı oluşturan temelin hafızanız olduğunu farketmeniz için ufaktan ufağa hafızanızı kaybetmeye başlamanız gerekir.
Hafızasız yaşam yaşam değildir… Hafızamız
bütünlüğümüz, düşüncelerimiz, duygularımız, hatta hareketlerimizdir. Onsuz hiçbir şeyiz.
Luis Bunuel

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy