Hazırlayan ve Kurgu: Hakan Kısa

Hazırlayan ve Kurgu : Hakan Kısa

Mozart, Ceren ve İbrahim
Benim adım Ceren, kemanımın adı Mozart. Kimsesizler mezarlığındaki ölülere Mozart dinletileri yapıyorum. On iki yaşındayım ve Mozartın da kimsesizler mezarlığına gömüldüğünü öğrendim geçen yıl. Kemanımın da bir adı olsun istedim ve kendisine Mozart dedim.
Mezarlık görevlisi, ilk başlarda çok kızdı bana. Keman çalmamamı, ille bir şey yapacaksam, dua etmemi söyledi. Babam dedi ki, “kimse ziyaret etmiyor buradaki ölüleri; bu mezarlığa bizden başka kim gelecek ki?” “O da doğru!” dedi görevli ve uzun zaman sonra, bugün gidince mezarlığa, “sizi merak etmeye başlamıştım, iyisiniz değil mi?” diye sordu bize. “İyiyiz, yok bir sorun” dedik babamla; Mozart dinletisine başlarken fark ettim ki, görevli de bizi dinliyor huzurla.
Altı yaşından beri keman çalmak bir tutku benim için. Belki konser salonlarında da çalarım ileride; turnelere çıkarım, ödüller alırım belki, kim bilir… Yolumun açık olduğunu, çok başarılı olacağımı söylüyor hocalarım. Benim umurumda değil başarılı olmak. Ben keman çalmak istiyorum yalnızca. Mozart
ın sefalet içinde geçen hayatını okudum ve kısacık ömrünün bitiminde, kimsesizler mezarlığına gömülmesi beni çok düşündürttü. Ben, başarılı olmak değil, mutlu olmak istiyorum. Zengin olmak, ünlü olmak, kariyer sahibi olmak başarı değil kesinlikle. Kedileri sevmek başarı mesela; çiçeklerle konuşmak, delilerle anlaşmak da başarı.
Mozartın hayatını okumasam, kimsesizler mezarlığına gitmezdim; hatta kimsesizler mezarlığı diye bir mezarlık olduğunu da bilmezdim. Oradaki ölüleri düşündüm; bir çok ölü çocuk da var mezarlıkta. Görevliye sorduk; çoğu çocuğun evsiz olduğunu, diğerlerininse mülteci olduğunu söyledi bize. Ben de evsiz bir çocuk olabilirdim; mülteci bir çocuk, kimselerin fark etmediği ve öldüğünde de kimsesizler mezarlığına gömülen ve mezar taşında birkaç haneli bir sayının yazılı olduğu bir çocuk…
Annem ilkokul öğretmeni. Sınıfında mülteci çocuk da var, Çingene çocuk da. Bütün öğrencilerini çok seviyor annem ve sevgiyle sarılıyor mülteci çocuğa da, Çingene çocuğa da. Bu durum benim için çok normal. Ama kendi okulumda olsun, annemin okulunda olsun, mülteci ve Çingene çocukların nasıl incitildiğini, nasıl hor görüldüğünü biliyorum.
Sınıfımda Çingene bir arkadaşım var, adı İbrahim. Benim sıra arkadaşım. Bir gün dedi ki bana, “yarın benim doğum günüm.” Gülümsedim İbrahim
e; “sana hediye alacağım” dedim. “Senden bir şey isteyeceğim” dedi çekinerek “Elbette, iste” dedim. “Bana keman çalar mısın yarın?” diye sordu. Hediye olarak, keman tınıları istemişti arkadaşım. Nasıl mutlu oldum bilemezsiniz… Ertesi gün, sınıfa Mozartla geldim. Öğretmenimden izin isteyip tahtaya doğru yürüdüm kemanımla. Önce öğretmenimi, sonra arkadaşlarımı ve İbrahimi selamladım başımı hafifçe öne eğerek. Herkesin gözlerine baktım büyük bir ciddiyetle. Birden heyecanlandım; sanırsınız piyanoda bana Fazıl Say eşlik edecek! “Şimdi, sizlere neoklasik tarzda bir eser dinleteceğim” dedim. Kimsede çıt yok! Tutamadım gülmemi.. Sonraaa, ne mi yaptım? A be Roman havaları çalmışım İbrahime! Kıpır kıpır ettirmişim bütün sınıfı; öğretmenimi bile şıkır şıkır oynatmışım İbrahimin doğumgününde! Sonra, kemanımı bırakmışım öğretmen masasına, başlamışım Mastikayı söylemeye; attırmışız göbecikleri İbrahimle! Sonra, ne mi oldu? İbrahim sarıldı bana ve dedi ki, “Mozarta dokunabilir miyim, kabul eder misin?” “Seve seve” dedim ve kucağına aldı Mozartı İbrahim; bir bebeği sever gibi sevdi, okşadı, öptü kemanımı. Kimsesizler mezarlığındaki Mozartı düşündüm o anda. Eminim ki duyumsamıştır mutluğunu İbrahimin. İlk kez, o gün, doğumgününde, bütün sınıfça sahiplenildi benim Çingene arkadaşım…
İki ay sonra doğum yapacak annem ve kız kardeşim Beren katılacak aramıza. Adı şimdiden belli kardeşimin; ben istedim Beren olmasını adının. Bereni, Mozartla karşılayacağım evde. O yumulu gözlerine bakarak Mozartı dinleteceğim fındık kurduma. Beren de, annem gibi, babam gibi, ablası gibi ayrı gayrı bilmeyecek; bir görecek herkesi ve en büyük başarısı cana kıymet vermek olacak kardeşimin…
Benim adım Ceren, kemanımın adı Mozart. Okuyan, araştıran herkes, Mozart`ı kimsesizler mezarlığında biliyor. Oysa Mozart, ben onu tanıyalı beri, bazı günler yanı başıma gelip, kemanımın tınılarıyla uyuyor…
Sevgili Mozart; kemanıma senin adınla sesleniyorum. Senden bahsediyorum evsizlere, mülteci çocuklara, Çingenelere, incitilmiş, hor görülmüşlere; ama seni en çok kimsesizler mezarlığındaki ölüler anlıyor…

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy