Batılılar kendi Tanrılarına İnanmiyor galiba? Neden ..?

kaynak : https://www.psychologies.ru/standpoint/tri-prichinyi-ne-verit-v-boga/

Dünayada Tanrının Yaratığı Kusursuz İnsanın Acı çekmesi Anlamı İzahatı bulamadılar…
Batılıların ‘’Tanrısı Yaratığı kusursuz insanın Acı çekme kusurluluğu’’ uzun yıllar Din ve Teoloji uzmanları Tanrı Yaratığı kusursuz İnsan Acı niye yaratığı anlayamadılar ve anlatamadılar.
Filozof Andre Kont-Sponville, Yüksek Zihin’e inanmama nedenleri üzerine bir dizi araştırma yaptı ve Teoloji üzerinde önemli Araştırmalar ve Makaleleri Dünya Bilim ve Araştırma yayında dergilerde yayınladı ve bulabilirsiniz

“Örn. Hristiyan dini inancına ve geleneğine bu kadar yakın ve evanjelik kanonları bilen bir insan nasıl olur da Tanrı’ya inanmadığınızı iddia edersiniz?”
İlk neden – en basit aynı zamanda en önemlisi – bu Dünyadaki kötülüğün ve kederin sonsuzluğudur.
Çok fazla korku, acı ve zulüm var. Bütün bunlar adamın suçu mu?
Şüphesiz, fakat tek boyut bakatığımızda, çok boyutlu bakarsak sadece biz İnsan odaklı suçlu değiliz çevremiz yaradanın yaratığı doğal afetler Ateş Ruzgar Su hiç suçu olmuyor mı? Doğanın kendisi acımasızdır.

Yaşadığımız Dünya acımasız. Tanrı’nın tüm bu depremleri, korkunç hastalıkları, çocukların acılarını, yaşlı insanların Hastane kapılarında… kusursuz Dünya gören varmı ?
Üst Yaradan düzensizliği düzenlemek istediğini hayal etmek mümkün mü? Yani ya Tanrı adaletsizdir ya da her şeye gücü yeten değildir ve çaresiz bir Tanrı Hayal etmek bile imkansız. Ve eğer O’nun gücü veya merhameti yoksa, o zaman son derece kusurludur – bu nasıl bir Tanrı’ dır!?

Tanrı’ya inanmamak için İkinci sebebim, İnsanın doğasıdır. İnsan Doğası kötülükten ziyade komik ve zavalı.
Kendimi çok iyi tanıyorum ve kendimi Tanrı’nın varısı olarak göremeyecek kadar az kendime saygı duyuyorum.
Böyle vasat bir yaratık olarak kendimi gördüğüm için kendimde Rahatsız duygusu gelişmekte olur mu sizçe? Büyük güç Yaradan böyle bir sedasyona Rahat olma yol açabilir miydi? Düzgün ve terbiyeli bir insan olmaya çalışıyorum ve şüphesiz diğer insanlardan daha kötü olduğumu düşünmüyorum.
Ama sadece iyi bir insan olmak için – ne kadar önemsiz, ne kadar zavalı olduğumu düşünmeye yol açmakta!
Herhangi bir din sonsuza dek yaşama arzusuna dayanır ya da daha doğrusu ölümden sonra hiçbir yere kaybolmama arzusuna ve sevilme arzusuna dayanır.
Herhangi bir din sonsuza dek yaşama arzusuna dayanır, daha doğrusu ölümden sonra hiçbir yere kaybolmama arzusuna ve sevilme arzusuna dayanır.
Bu konuda konuşmamın üçüncü nedeni kulağa saçma geliyor.
Tanrı’ya olan inancım, onun varlığına gerçekten inanmayı çok istediğim gerçeğiyle engelleniyor.
Tabii ki, inancın çok fazla avantajı vardır.
Tanrı insanlara adalet verse, erdemi teşvik etse, kötülüğü bertaraf etse ve zayıflık anında yanına gelip yardım etseydi ne kadar harika olurdu!
Hepimiz sevildiğimizi hissetseydik ne kadar harika olurdu!
Eğer Tanrını İnsan Aşkı Ölüm kadar güçlü olsaydı, Tanrı Aşk ile Sonsuza tek Dünyada yaşasaidi insan, ve ya da daha Güçlü ve Ölümsüz olsaydı, İnsan Ana Hedefine Giderdi ve bu iyi haber olmazmıidi? Dünya üzerinde tüm Dinler İnançlar çok değer verdiği Yaşam arzularımıza dayanır.
İnsanın Hedefi sonsuza kadar yaşama arzusu veya daha doğrusu Öümsüz ve ya ölümden sonra hiçbir yerde kaybolmamak ve Tanrın evinde kalma ve sevilme arzusu.
İşte bu İsteklerin hiç biri yerine geldiğini gören bilen olmadığı yüzden Tanrı inancı şüphe uyandırır.
Sonuçlar apaçık ortadadır: En aziz arzular üzerine inşa edilmiş bir inanç, şüphesiz, bu arzuları yerine getirme vaadiyle bile, sadece bizi yatıştırmak, rahatlatmak ve rahatlatmak için Dünya üzerinde yaratılmıştır.
Freud göre “İnsan arzularından doğan bir inanç” olarak Dini insnçları tanımladığı ve ilk bakışta görünen yanılsamanın özü.
İllüzyon altında olmak, hüsnükuruntuları kabul etmektir.
Tanrı’nın varlığını dilediğimizden daha fazlasını dilemek mümkün değildir.
Hiçbir şey yanılsamalarımızı O’na olan inançtan daha fazla besleyem. Ve ben de diğer insanlar gibi Tanrı’nın varlığına inanmayı ne kadar çok istediğimi O’na inanmamak için yeterli bir sebep. Tanrı gerçekten var olamayacak kadar güzeldir. Doğru. Tanrı’ya inanmak zorunda değilsin.
Tanrı’ya inanmalısın. Zihin, her şey gibi hiyerarşiktir, makrokozmos ve mikrokozmosu yapıya göre tekrarlar.
Bu nedenle, Tanrı olarak adlandırılan bu süper makul varlık iyi varlık olabilir.
Ve dünyevi üzüntüler, Dağ Dünyası’nda ödül alabilmek için sabırla üstesinden gelinmesi gereken bir sınavdır.
Sadece derinden hırçın ve zayıf insanlar Tanrı’nın varlığından şüphe eder.
Yorumsuz konu.
Kötülük olmadan, aralarındaki farkı bilmediğin için iyiliğin kıymetini bilemeyeceksin.
Ve diğer tüm sebepler sadece kişisel şikayetlerdir.
Üçüncü neden kabul edilebilir.
Ama aslında, benim için, Fransız, hem de Amerikalı filozof için, bu saçmalık.
Bu diller bunun için değil.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy