Hazirlayan ve Kurgu Hakan Kisa

Ermeni Taşnaklar’ın büyük oyunu : 1915 – uydurma “Ermeni soykırımı” Yalanı

ABD’li tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy, Sakarya’da Adapazarı Belediyesince Orhangazi Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ermeni Meselesi” konulu konferansta, Ermeni meselesinin anlaşılabilmesi için tarihe bakılması gerektiğini, bunun yapılması halinde Osmanlı’nın neden Ermenileri tehcir ettiğinin ve neden yerlerini değiştirdiğinin anlaşılabileceğini söyledi.

Osmanlı’nın Ermenileri tehcir etmesinin nedeninin bu toplumun bir tehdit oluşturması olduğunu dile getiren McCarthy, şöyle devam etti:

“Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu’na ve Müslümanlara tehlike arz ediyordu. Müslümanlar saldırıya uğradı ve öldürüldüler. Resimler ve haritalar temelinde Ermenilerin Osmanlıların kaybetmesini istemesinin mantıklı bir temeli olduğunu göreceksiniz. En önemli husus; Ermeniler, Rus saflarında savaşan askerler gibi toplandı. Ermeniler dediğim zaman Ermeni isyancıları, Ermeni milliyetçileri kastediyorum. Ermenilerin çoğu da Müslüman Türkler gibi kendi başlarına yaşamak isteyen çiftçiler, köylülerdi ama kendi insanları onları rahat bırakmadı ve savaşa zorladılar zira savaşmazlarsa kendi insanları tarafından öldürüleceklerdi. Öyle olunca da Osmanlıların bu kişilere karşı harekete geçmesinin yeterince nedeni vardı. Ermeniler ihanete başvurdular, ihanet ettiler.”

McCarthy, Osmanlıların 1900’lü yılların başlarında doğuda Rusya ve İran cephelerinde savaştığını hatırlatarak, bu iki cepheye giden kritik yollardaki telgraf hatlarının Ermeni çetelerince sürekli saldırıya uğradığını ve kesildiğini anlattı.

Osmanlı ordusunun bu saldırılar neticesinde çoğu kez iletişim sorunu yaşadığına dikkati çeken McCarthy, Osmanlı yollarının kesildiği hatların ve buradaki Ermenilerin verdiği tahribatların haritalardan anlaşılabileceğini bildirdi.

“Ermeniler Rus ajanı gibi hareket etti”
Ermenilerin, Osmanlıların Ruslara karşı kaybetmesini istediğini dile getiren McCarthy, şunları kaydetti:

“Bu noktada devrim bir anlam ifade etmiyor ama Ermeniler için Osmanlı ordusuna saldırmak bir anlam ifade ediyordu ve Ermenilerin yaptığı tam da budur. Benzer şeyler birçok bölgede meydana geldi. Ermeniler de Urfa ve diğer yerleri ele geçirdi. Osmanlılar her seferinde ayaklanmaları bastırdı ama süreç içerisinde yüzlerce kişiyi Rus cephesinden çekmek zorunda kaldı. Osmanlı ordusu, Ruslar yerine kendi insanlarıyla savaşmak durumunda kaldı. Kilikya Adana bölgesine bakarsanız bu bölgede Ermeniler, Osmanlılara saldırmaya ve ordusunu ikiye bölmeye çalıştı.

Ermenilerin nasıl Rus ajanı olarak hareket ettiklerine yönelik en iyi örneği Van bölgesi gösteriyor. Osmanlıların yeterince ordusu yoktu, sadece savunacak ordusu vardı ancak Van gibi bir ilde kendinizi dağ geçitlerini tutarak savunabilirdiniz. Dağ geçitlerini tutabilirse birçok defa Rusları püskürtebilirdi çünkü bu geçitler çok kolay savunulabilirdi ancak arkanızdan birisi yani Ermeniler size saldırırsa durumunuz çok zor olacaktı. Birçok Ermeni, Osmanlılara saldırdı ki Osmanlı 400 bin ölü verdi. Orada Osmanlı vatandaşı olan Ermeniler vardı ancak Osmanlı ordusuna karşı arkadan saldırıyorlardı. Van’ın bazı bölgelerini İran’dan alan Ermeniler, oradaki Ermenilerle birleşip Türklere, bölgedeki Müslümanlara karşı birleşti ve hepsini burada öldürdüler. Bulabildiği herkesi öldürdüler. Kaçabilenler kaçtı.”


ASALA tarafından öldürülen diplomatlarımızdan neden hiç söz edilmiyor? Tehcir için gayrı insanî sonuçlar doğurdu diyen Başbakan, tehcire neden gerek duyulduğunu söylemiyor . Halbuki 1918’de kurulan ilk Ermenistan Devleti’nin Taşnak Partili Başbakanı (ilk Başbakanı) Ovannes Kaçaznuni 1920 yılında diyor ki: Büyük devletler bizi ‘Büyük Ermenistan’ hayaliyle kışkırttılar. Olayların sebebi biziz. Barışı reddederek silahlanmamız büyük hataydı. Türkler tehcir kararında haklıydı.

Osmanlıların mühimmat ve geri çekilme yollarına Ermenilerin sürekli saldırdığını anlatan McCarthy, özellikle Karçikan bölgesinde insanoğlu tarihinde olabilecek en kötü şeylerin yaşandığını aktardı.

Ermenilerin, geri çekilirken kaçmaya çalışan Osmanlıların hepsini kılıçtan geçirdiğini söyleyen McCarthy, “Ayaklanmaların gerçekleştiği yerler, Osmanlı’nın en çok zarar gördüğü yerlerdi. Van Gölü çevresindeki tüm telgraf hatlarını kestiler. Bu hatları korumak için Osmanlı, yüzlerce asker gönderiyordu. Türklerin bunun için iyi planı vardı. İran üzerinden Ruslara saldırmak ama Ermenilerle savaşmak zorunda kalan Osmanlı ordusu burada yenildi. Müslüman Türkler ve Kürtler kaçmaya zorlandı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tehcir, Müslümanların yanı sıra Ermenilerin de kayıplarını azalttı”
Prof. Dr. Justin McCarthy, Ermenilerin Rus ajanı gibi davrandığını ve Müslümanları katlettiğini dile getirdi.

Ermeni tehciri sayesinde Müslümanların yanı sıra Ermenilerin de kayıplarının azaldığına dikkati çeken McCarthy, tehcirin savaş zamanında temeli bulunan bir eylem olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

McCarthy, Ermenilerin devlet için tehlike oluşturmadıkları bölgelerden tehcir edilmediği bilgisini vererek, Osmanlı’nın bu toplumu korumak için ellerinden geleni yaptığını ve bu konuda başarılı da olduğunu anlattı.

Savaş sırasında bir Ermeni’nin bile yargılanmadığını ve idam edilmediğini dile getiren McCarthy, şöyle konuştu:

“Ermeniler, Ruslara bir asır kadar yardım etti. Ermeni milliyetçileri, Osmanlı İmparatorluğu’nu yok etmek istediklerini söylediler. Savaş zamanında Ermeni gençleri ya çetelere ya da Ruslara katıldı. Ermeniler yolları, telgraf hatlarını keserek Ruslara yardım etti, Osmanlı kentlerini ele geçirdi. En kötüsü Ermeniler, Müslümanları katlettiler ve kaçmaya zorladılar. Osmanlı, isyancıların Osmanlı savaş sürecine zarar verdiğini ve savaştaki kayıpların önemli bir kısmının onların yüzünden olduğunu biliyordu. Ermeni isyancıları Müslümanları katlediyorlardı ve savaş sonunda Van bölgesindeki Müslümanların yüzde 2’si ölmüştü. Bu bölge, Ermenilerin en fazla ayaklandığı yer. Osmanlıların Ermenileri tehcir etmesi için çok iyi nedenleri vardı. Osmanlı’nın soykırım planlamadığını, soykırım işlemediğini biliyoruz. Osmanlılar, ülkelerini ve halklarını düşmanlara karşı korumaya çalışıyordu.”

Muhabir: İbrahim Yozoğlu

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/prof-dr-justin-mccarthy-osmanlilarin-ermenileri-tehcir-etmesi-icin-cok-iyi-nedenleri-vardi/663106

1914-1920 olaylarının araştırılması, ürkütücü “Ermeni soykırımı” yalanı halkları ve ülkeleri birbirine düşüren ölümcül siyasi oyunları ile şantaj ve para ve toprak koparma oyunları yorulmadan yalanlar ve uydurma hikayeleri ile Dünya yi meşkül etmekte.
O yılların gerçeği tüm izleri ile yok edilmiş ve uydurma hikayelerle süslenmiş bir tarih ortalıkta gezmekte.
Bazı Batı medya ve para ile satın alınan tarih belgesel arşivlerde belki olayları değiştirilmiş ve bir çok gerçekleri saklanılmış belgeler bulabilirsiniz…Aklınızda Ermeni Daşnak çeteleri halkçı ve yardım sever çeteciler olarak aklınızdan geçirebilirsiniz…fakat olaylar çok değişik…Daşnaklar o yıllrda Şarlık Rusya taraftarlarından daha sonra Bolchevik Chikago sokak ganksterleri ile işbirlik içinde Osmanlı topraklarında soygun ve masum insanların evlerini ve mallarına zarar veren acımasız ganksterler olduğunu unutmamak gerekir. Birinci Dünya savaşı Osmanlı Devleti Aliye Almanya taraf tutması Çarlık Rusya ve devamı Bolshevik Rusya o yıllarda Almanya ile Birinci Dünya Harbı devam etmekte. Ermeni Taşnak çetecileri Rusya taraf olması ve Rus Çarlık ve devamı Sovyet Rusya ordusu ve Chikago dan getirilen sokak gangsterleri ile Osmanlı halklarına saldırmışlar. (F.L. Schuman. American Policy toward Russia since 1917. New York. 1929)
Bu saldırılarda masum Osmanlı halkları büyük zülüm,soygunlar, yağmalar ile bunalıma itmişler.

1780 Zeytun Ermenileri, Osmanlı İmparatorluğu yönetimine karşı ilk silahlı isyanında bulunmuştur.
Zeytun İsyanı, Maraş’ın Zeytun kazasında gerçekleşmiştir. Zeytun Ermenileri, IV. Murat tarafından verildiğini iddia ettikleri bir fermana dayanarak 1774’ten beri vergi vermeyi reddetmekteydiler.[1][2] Bu sorunu çözmek için gelen Maraş valisi Ömer Paşa, Zeytun Ermenileri tarafından öldürülünce kasaba 7 ay sürecek bir sıkıyönetime tâbi tutuldu. Bu, Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu yönetimine karşı ilk silahlı isyanıdır. Daha sonra Osmanlı hâkimiyeti altında 30’a yakın isyan çıkartmışlardır.[3]
https://tr.wikipedia.org/wiki/Zeytun_%C4%B0syan%C4%B1_(1780)

Armenekan Partisi, 1885 yılında 1880 yılında kurulan Ermeni Yurttaşlar Birliği adlı gizli bir Ermeni derneğinin de kurucusu olan Ermeni Mıgırdiç Portakalyan tarafından Van merkezli olmak üzere kurulmuştur. Bu organizasyon “Kan dökmeden hürriyet elde edilemez” sloganını benimsemiş ve ihtilal yolu ile bağımsız Ermeni devletini kurmayı amaçlamıştır.[8] Zaman içinde öne çıkan Taşnak ve Hınçak Komiteleri bu organizasyondan eleman transferi yapmıştır.[8]

Ermeni Devrimci Federasyonu (Tashnagtsutiun, Taşnaksutyun) Ermeni radikal milliyetçi Ermeni bağımsızlığını sağlamak amacıyla 1890’da kurulan örgüt. 1894’te Federasyon Diyarbakır’a bağlı Sason’da Osmanlı yönetimine karşı silahlı bir direniş örgütledi. 1895’te aynı amaçla Van kentinde bir ayaklanma düzenlendi. 26 Ağustos 1896’da Papken Siyuni önderliğinde bir grup fedai İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı basarak dünya kamuoyunun ilgisini çekmeyi denediler. Bu olaylar sayesinde daha önceden etkin olan Hınçak ve Armenakan gibi örgütleri kenara iterek Ermeni ulusal hareketinin önderliğini ele geçirdi. 21 Temmuz 1905 Yıldız suikast teşebbüsü II. Abdülhamit’e karşı günü Ermeni sempatizanı Belçikalı Edward Jorris önderliğinde Taşnak örgütü tarafından Cuma selamlığından önce Yıldız Camii önünde düzenlenen suikast girişiminde bulunmuştur.
İçindekiler:
Gerçekler ve istatistikler o yılların gerçeklerini gözler önüne seriyor

Altı yüzyıl boyunca Ermeniler Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesinde yaşadılar ve “Türklerin baskısına katlandılar”, yani:
kendi ataerkillikleri, Türkiye’de, Suriye’de, Yunanistan’da, Lübnan’da, Filistin’de kiliseleri vardı; Ermeni patriği, Osmanlı padişahının kişisel bir arkadaşı olarak kabul edildi ve Osmanlı Türkiye’sinin varlığının her döneminde onun himayesindeydi; Ermenilerin kendi okulları vardı ve daha sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda özel liseler vardı, burada çocuklara açıkça “Türklerin düşmanın olduğunu” öğrettiler ve kimse onları bu nedenle baskı ve zulme maruz bırakmadı; Türkiye’de Ermeniler çeşitli örgütler örgütlediler, açıkça ve korkmadan terörist parti “Taşnaktsutyun” u desteklediler ve yine kimse onlara dokunmadı; Türkiye Ermenileri, Osmanlı hükümetine karşı açıkça propaganda yaptıkları kendi gazete ve kitaplarını yayınladılar.
Ermeni Diasporası eline geçen her fırsatta Türkleri soykırımcı olarak göstermeye çalışıyor. Ancak tarihi olaylara baktığımızda durumun hiç de onların anlattığı gibi olmadığını görüyoruz.
Türkler ile Ermeniler yüzyıllardır bir arada yaşayan iki halktı.
Hatta Osmanlı zamanında Milleti Sadıka olarak adledilen ender milletlerden birisiydi.

Anadolu Türklerin hakimiyetine girdikten sonra Ermenilere hiç dokunulmamıştır. Ne dilleri, ne dinlerine karışılmamıştır. Hatta Osmanlı, Ermenilere ayrıcalıklar vererek sınıfsal olarak daha iyi duruma gelmelerini sağlamıştır. İstanbul fethedildikten sonra neredeyse hiç Ermeni olmamasına rağmen Ermenileri İstanbula iskan dahi etmiştir.

DİLİNE DE DİNİNE DE KARIŞILMAMIŞ

Tarihi olaylara bakıldığında başka dinlerden ve milletlerden olan bir halk bir yeri ele geçirdiğinde, ele geçirilen yerdeki halkın öncelikle dinine karışmıştır. Batılı ülkelerin ele geçirdiği yerlere bakarsak onlar dillerini dahi değiştirtmişlerdir. Ancak Türkler fethedilen hiçbir coğrafya’da bunu yapmamıştır. Hatta bazı yerlerde Türkler kendileri asimile olmuş ve dillerini unutmuştur. Mısır, Cezayir, Libya, Filistin gibi Arap Coğrafyasında kalan Türkler bugün dillerini dahi unutmuştur.

YABANCILAR YÖNLENDİRMİŞ

Turk-Ermeni ilişkilerine gelecek olursak 1900’lü yılların başına gelene kadar Türkler ile Ermeniler arasında ufak tefek sıkıntılar hariç pek sorun yaşanmamıştır. Ancak bu tarihten sonra Ermeniler yabancı güçlerin elinde kukla olmaya başlamıştır. Kimi bölgede Fransızlar, kimi bölgede İngilizler bazı Ermenileri kullanmıştır. Ancak en fazla Ruslar bu konuda etkinetmiştir. Birçok Ermeni gencini eğitmiş ve Anadoluya göndermiş ve onlar sayesinde ayaklanmalar çıkarmıştır. Ermeni terör örgütleri ile Ruslar ilk başlarda bu çetecilik faaliyetleri sayesinde birçok Türk köyü yakıp yıkılmış ve bazı bölgelerde yaşayan Türkler bulundukları yeri terketmek zorunda dahi kalmışlardır. Nihayetinde Rus Çarlığında çıkan sorunlardan sonra Rusların geri çekilmesiyle Ermeniler de tek başlarına kalmışlar ve bu sayede Ermenilerin katliamları biraz da olsa yavaşlamıştı. Sonucunda da bu iş tehcirle sonuçlanmıştı.

BELEDİYE REİSİ ERMENİ

İşte burada tehcirle sonuçlanan bu sürecin yapı taşlarından biri olan 1912 yılındaki Van’da cereyan eden olaylara gidelim. Van nüfusu 1912 yılında çoğunluk olarak Müslüman nüfusa sahipti. Ermeni nüfusu da kalabalıktı. Yarıya yakın bir Ermeni nüfusu vardı. Türkler ve Kürtler ise Müslüman nüfusu oluşturuyordu. Türkler ve Ermeniler şehir merkezinde çogunlukken, Kürt nüfusu genel olarak köylerde yer alıyordu. Ancak her üç grubunda köyleri vardı. Van’ın Belediye reisi ise Ermeni olan Bedros Kapamacıyan idi.

VAN’DA BAĞIMSIZ ERMENİ DEVLETİ KURMA ÇALIŞMALARI

Ermenilerin Van’da bağımsız bir Ermeni Devleti çalışmaları kurulan Armanakan Örgütü ve Rusya’dan Van’a gelip bölge Ermenilerine ayrılıkçı fikirleri aşılayan Aram Manukyan’ın kurduğu Ermeni Devrimci Federasyonu etrafında cereyan etti. Aram Manukyan Ruslar tarafından bölgeye gönderilmişti ve hemen ayrılıkçı çalışmalarına başladı. Manukyan önce Ermeni Kiliselerinde ardından da Ermeni köylerinde çalışmalar yaptı. Ve yaptığı çalışmalar sonucunda bölge Ermenileri üzerinde etkin olmayı başardı.

ERMENİ KÖYLÜLERE SİLAH EĞİTİMİ

Rusların gönderdiği silahları sınırdan çok rahat geçirip Ermeniler arasında silahlı örgütlenmeyi sağladı. Ve bu silahların nasıl kullanılacağı ile neler yapılacağı konusunda köylerdeki Ermenileri eğitti. Daha sonra kurulacak Ermenistan Devleti’nin ilk İçişleri Bakanı olacak olan Aram Manukyan, Rusya’dan elde ettiği güçle Ermeniler üzerinde büyük bir nüfuza sahip olmuştu ve komitacıların tüm kararlarında etkili oluyordu. Sevgilisi Aram Manukyan tarafından elinden alınıp metres yapılan bir Ermeni komitacı bütün faaliyet ve silah depolarını Van Valisi Ali Paşa’ya şikayet ederek yer tespiti yaptırdı.

BELEDİYE BAŞKANINA SUİKAST

Van’ın o dönemki belediye reisi olan Ermeni Bedros Kapamacıyan komitacılara destek vermiyordu. Ayrıca Belediye Reisi sadece Gayri Müslim halk tarafından değil, Türkler ve Kürtler tarafında da saygı ve sevgi görüyordu. Bu da Ermeni Komitacıların işine gelmiyordu. Tam da o tarihlerde Van’da Taşnak Örgütü tarafından yangınlar çıkarıldı. Bedros Kapamacıyan ise bu olayların Taşnak Örgütü tarafından çıkarıldığını Van Valiliği ve İstanbul Derssadetine raporlar halinde gönderildi. Bu hareketi tabiki Ermeni Komitacıların canını sıkmıştı. Belediye Başkanının ortadan kalkması gerekiyordu. Ermeni Komitacılarda bir suikast planı hazırladı. Belediye Reisi akrabalarından Marcidciyan Efendinin isim koyma günü kutlamalarına misafir olarak gitmek için evinden dışarı çıktığı esnada evin etrafında tertip alan Van İhtilal Örgütüne mensup bir grup, kalabalığın üzerine yaylım ateş açmağa başladı. Belediye Reisi bu saldırıya hazırlıksız yakalanmıştı. Açılan ateş sonucunda ikintane mermi kafasına gelmişti. Kapamacıyan oracıkta canını teslim etti.

KATİLLER YAKALANMASINA RAĞMEN SALIVERİLDİ

Olaydan sonra belediye reisinin oğlunun verdiği ifadeler sonucunda katiller yakalandı. Bu kişiler aynı zamanda Van’da ki Ermeni Çetelerine silah taşımakla suçlanan kişilerdi. Ancak bölgedeki hassasiyetler, Ermeniler ve Müslüman nüfus arasındaki kırılganlıklar düşünülerek saldırganlar tutuklanmadı. Suikastın arkasındaki örgüte de komitenin yöneticisi olan Aram Manukyan ve Taşnak Örgütünden Viramyan Efendi hakkında tahkikat dahil yapılmadı. Burada devletin zaaf gösterdiği düşünülmeye başlandı. Ermeni Örgütleri daha da cesaretlendi. Kapamacıyan’ın cenazesine Ermeniler, Müslümanlar ve yabancı konsoloslukların temsilcileri katıldı. Ancak Taşnak temsilcilerinin cenazeye katılmadı. Ermeni komitacılar Büyük Ermenistan hayaliyle yanıp tutuşuyordu.

RUSLAR GELİNCE VAN İSYANI BAŞLADI

Bu olaydan sonra Ermeni komitacılar durmak bilmedi. Ancak bu hareketlerden Ermenilerin bazıları rahatsızlık duyuyordu. Rahatsız olsalarda ses çıkarmamayı tercih ettiler. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte 19 Kasım 1914’te Ruslar Van’a doğru saldırıya geçti. Rusya’nın Van’a girmesini gözleyen Ermeni komitacılar, şehirdeki Ermeni ve müslüman mahalleleri arasında büyük duvarlar inşa ederek isyan hazırlıklarını son aşamaya getirdi. Aram Manukyan liderliğinde seferberlik büroları oluşturuldu ve Ermeni gençleri silah altına alındı. 20 Nisan 1915 akşamı bütün hazırlıklar gözden geçirildikten sonra aynı anda bütün Ermeni isyancıları silahlarını ateşleyerek Aram Manukyan komutasında Van isyanını başlatmış oldu.

TÜRKLER VE KÜRTLER ŞEHRİ TERKETMEYE BAŞLADI

18 Mayıs 1915 tarihine kadar süren çatışmalar neticesinde, Ruslar’ın Van’a girmesiyle şehir Ermenilerin eline geçti. Müslümanlar Van Gölü üzerinde bekletilen kayıklara bindirildi ve şehri terketmek zorunda kaldılar.

CANLI TANIĞIN ANLATIMI

Muhammed Reşit Güleşer canlı şahitlerinden biriydi. Anlatımına göre Ermeni mezalimi sırasında 15-16 yaşlarında Darü’1-Muallimin öğrencisi olan bir gençtim. Aram Paşa adında birisi yeraltı teşkilatı kurmuşlardı. Büyük Camii’nin yanı başında bir mahzenden başlayarak, ta kale dibindeki eski şehire kadar uzanan tüneller yapmışlardır. Öyle ki, bu tünellerden atlı olarak geçmek bile mümkündü. Bir gün bir tünelin, üstünün çökmesi üzerine bir nöbetçi tarafından tesadüfen bulundu.

KÖYLERİ YAKIP KADINLARA TECAVÜZ ETMİŞLER

Ruslar bu sırada Muradiye, Özalp ve Başkale’den olmak üzere üç koldan harekete geçmişlerdi. Şehirde ise Ermeniler isyan etmiş, 29 gündür Müslüman ahaliye karşı harp ediyorlardı. Nihayet Müslüman ahalinin daha fazla kırılmaması için hicret emri verildi. Vasıtaları olanlar vasıtalarıyla, olmayanlar büyük bir perişanlık içerisinde yollara düştük. İnsanlar yollarda çocuklarını bıraktı, açlıktan, salgın hastalıktan kırıldı. Ermeniler yalnızca Van’da değil köylerde de büyük zulüm yapmışlardı. Tımar’ın, Başkale’nin, Özalp’ın köylerinden Müslüman halkın evlerini ot tıkayıp ateşe veriyor, dışarı kaçmak isteyenleri de kurşunla, süngüyle öldürüyorlardı. Zeve’de birkaç köyün halkı Ermenilere karşı birleşerek savaşmış; ancak mağlup olan yedi köyün halkı birkaç kişi dışında, burada toptan yok edilmiştir. Sonra buradan hicret eden insanlar için oniki gemi tahsis edilmişti. Dört tanesinde Van’da görevli memur ve aileleri vardı. Tabii gemiciler de hep Ermeni’ydiler. Dört gemi dolusu insanı bu gemicilerin yardımıyla adaya (Adır) çıkaran Ermeni fedailer bu insanların hepsini katlettiler. Evlere baskınlar yaparak talan etmişler; kadınları kızları toplayarak Ziya Bey’in evine doldurmuşlar, hepsinin namuslarını defalarca kirletmişler. Öldürdükleri insanları kuyulara atmışlar; hatta bizim camiin kuyusunu bile cesetlerle doldurmuşlar.

ERKEKLERİN DERİLERİNİ YÜZMÜŞLER

Cevdet Paşa birinci defa Van’a girdiğinde, kocası harpte olup hayvanı olmadığı için gidememiş ve esir düşmüş bu kadınlardan 130’unu jandarmalara teslim ederek Diyarbakır’a gönderdi. Hatta bunlardan otuz kadarı da bizim evde kalırlardı. Kirman eğirmek suretiyle geçimlerini sağlarlardı. Onlara tayın de verilirdi. Onların anlattıklarına göre Ermeni çetelerinden gördükleri zulüm ve işkencenin haddi hesabı yoktu. Erkeklerin derilerini yüzmek, uzuvlarını kesmek; kadınların da namuslarını kirletmek, kazığa oturtmak gibi zulümlere maruz bırakıyorlardı. Biz Van’a dört sene sonra döndük. Evvela iki sene kaldık: Van’a geri geldik: Ancak Rusların şehre girmesi üzerine yeniden göç etmek zorunda kaldık. Bu defa Siirt’e kadar gittik. Döndüğümüzde 200-250 kadar Ermeni hanesi Çarpanak Adasında tahassun etmişlerdi. Türkler nasıl olsa gider, biz yine Van’a yerleşiriz diye umuyorlardı. Bunların çoğu da sanatkardı ancak bir süre sonra çıkarılan kanunla koruma altında, hükümet tarafından Revan’a gönderildiler. Ancak yedi defa düşmanın girip çıktığı Van , Ermeni mahalleleri dışında tamamen harap olmuştu. Van’ı yeniden imar ettik.” Bu ifadelerin hepsini olayın canlı şahidi anlatmıştı.

Canlı şahidin de anlattıklarıyla olayların nasıl geliştiğini ve Ermenilerin neler yaptığını daha iyi anlamışızdır umarım. Ermeniler sadece Van’da değil ülkenin her bölgesinde düşman askerleriyle işbirliği yapmıştır. Ancak düşman saflarında olmayan kahraman Ermeniler de olmuştur. Tarihleri boyunca bir arada yaşamış iki topluluğun bir fitne ile birbirinden nasıl ayrıldığını böylece anlamış olduk. Bizlerin de bu yaşananlardan ders çıkarıp ülkemize yönelecek bölücü fikriyattan uzak durmamız gerektiği ve bununla mücadele etmemiz gerektiğini kavramış olmamız gerekir. İyi okumalar.
İKİNCİ KISIM : Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Ermenilerin zulmünü halkın gözünde gizlemek veya meşrulaştırmak için “soykırım”…

Kaynak : https://www.turantoday.com/2009/11/1915.html

Rus tarihçi Oleg Kuznetsov: Sözde Ermeni soykırımı iddiaları, kurgudan başka bir şey değil
Rus tarihçi Prof. Dr. Oleg Kuznetsov, 1915 olayları iddialarının kurgu olduğunu belirterek “Ermeniler, tarihi ve yasal belgelerle bu propaganda teriminin (soykırım) geçerliliğini doğrulamanın mümkün olmadığını biliyor.” dedi.
Rus tarihçi Prof. Dr. Oleg Kuznetsov, 1915 olayları iddialarının kurgu olduğunu belirterek “Ermeniler, tarihi ve yasal belgelerle bu propaganda teriminin (soykırım) geçerliliğini doğrulamanın mümkün olmadığını biliyor.” dedi.

Yaklaşık 170 bilimsel çalışmaya imza atan “20. Yüzyılda Uluslararası Ermeni Terörizmi Tarihi” kitabının yazarı Rus tarihçi Kuznetsov, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını, AA muhabirine değerlendirdi.

  1. Dünya Savaşı’na katılan ülkelerde ordunun güvenliği için çeşitli tedbirlerin alındığını, Rus Çarlığı’nda da Alman ve Yahudilerin sürgün edildiğini belirten Kuznetsov, “Tüm bunlar düşmanın safına geçilmemesi ve ordunun güvenliğinin sağlanması için yapıldı. Bu, askeri siyasetin bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.

Kuznetsov, Ermeni çetelerin bu dönemde Osmanlı’ya karşı faaliyetler sürdürdüğünü hatırlatarak “Doğal olarak Ermeniler, savaş hattına uzak bölgelere sevk edildi. Ermenilerin birçoğu Kuzey Irak’a ve bugünkü Lübnan bölgesine gönderildi. Bu yüzden Osmanlı’nın 1915’te Ermenilere yönelik eylemlerinin sıra dışı olduğunu söylemek fantezidir.” diye konuştu.

“Ermeni soykırımı iddiaları, jeopolitik oyun ürünü”
1915 olaylarının soykırım olarak ileri sürülmesinin jeopolitik oyunun ürünü olduğuna işaret eden Kuznetsov, Türkiye’nin 1952’de NATO üyesi olduğuna dikkati çekti.

Kuznetsov, Sovyetler Birliği’nin Ermenileri kullanarak NATO’nun güney kanadını ve Türkiye’yi etkilemeye çalıştığını vurgulayarak “Sovyetler Birliği, küçük milletlerinin milliyetçilik ruhunu kullanarak Orta Asya ve Orta Doğu bölgesini sürekli askeri, siyasi gerilim içinde tuttu ve NATO’nun bu bölgeleri, askeri üs olarak kullanmasını engellemeye çalıştı.” dedi.

Soykırım iddialarının da Türkiye’nin NATO üyesi olmasından sonra ortaya çıkartıldığını anlatan Kuznetsov, “Ermenistan Komünist Partisinin merkez komitesi 1962’de sözde soykırımın 50. yılını anmak için karar aldı. Bu andan itibaren Ermeni soykırımı yapıldığına dair propaganda başladı. Bu, Sovyetler Birliği Yüksek Komitesince onaylanan Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti’nin bir ürünüdür.” ifadelerini kullandı.

“Ermeniler, tezlerinde soykırımın yaşandığını doğrulayamıyor”
Rus tarihçi Kuznetsov, Ermenilerin, Rus okullarında çok sayıda tez yazdığına, bu tezlerle soykırımın yaşandığını doğrulayamadıklarına dikkati çekerek, “Ermeniler, tarihi ve yasal belgelerle bu propaganda teriminin (soykırım) geçerliliğini doğrulamanın mümkün olmadığını biliyor. Bu yüzden sözde Ermeni soykırımı iddiaları, kurgudan başka bir şey değil.” dedi.

Rus parlamentosunun alt kanadı Duma’nın 1996’da Ermeni soykırımı iddialarını kabul ettiğini hatırlatan Kuznetsov, bu kararın o zamanın konjonktürü gereği alındığını savundu.

“Ermeni terörün arkasında her zaman Rusya vardı”
Kuznetsov, terörizmin, Ermeni milliyetçiliğinin ideolojisi olduğuna işaret ederek “Ermenistan devletinin özünde terörizm vardır. Ermeniler, terörü devlet siyasetine taşıdı. Ermenilerin ülkesindeki siyasi partiler arasında görüş farklılığını çözmek için terörden başka bir aracı yoktu.” diye konuştu.

Ermeni ihtilalci “Taşnak” Partisi’nin 1890’da Tiflis’te kurulduğunu hatırlatan Kuznetsov, “Ermeni terör arkasında her zaman Rusya vardı.” ifadesini kullandı.

kaynak : https://www.aa.com.tr/tr/dunya/rus-tarihci-oleg-kuznetsov-sozde-ermeni-soykirimi-iddialari-kurgudan-baska-bir-sey-degil/2218016

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy