Hazırlayan ve kurgu Hakan Kısa

İnka Uygarlığı – İnkalar Hititler akrabası geleceğin Mimarısı yaratığı

İnka mimarisi
İnka mimarisi üç temel kavram üzerine kurulmuştur: hassaslık, kullanışlılık ve sadelik.
İnka mimarisinin temel anlayış prensibi “Azı karar çoğu zarar.” olmuştur.
İnka mimarisinin en önemli ve belirgin özelliklerinden biri olan ikizkenar yamuk şeklindeki bir İnka kapısı
İnka mimarisindeki en baskın biçim, basit ancak zarif ve mükemmel bir şekilde kullanılmış olan “ikizkenar yamuk”tur.
İkizkenar yamuk biçimindeki kapılar, pencereler ve duvarlardaki nişler her tipteki İnka yapısında görülmektedir.
Kullanışlılığın etkilenmediği her yerde bu yamuklardan mümkün olduğunca yararlanılmıştır.

İnka ustalarının kullanışlılığı geri plana atıp, estetiğe ağırlık verdiği tek husus, akan suyla girdikleri mimari ilişki olmuştur. Suyun, şırıltıyla ve köpürerek döküldüğü oluklar, bazen oymalarla bezeli taşlar ile süslenmiş, bazen de hiç gerekli olmadığı halde karmaşık taş kanallar ile bir sonraki çeşmeye ya da banyolara bağlanmıştır.
Zaman zaman bir çeşmeden bir diğer çeşmeye gereksiz denebilecek ancak hoş bir dekorasyon yaratmak amacıyla şelaleler ve süslemeler yapılmıştır.
İnkalar suyun sesini ve görüntüsünü mimari bir tasarım elemanı olarak görmüşler ve tüm hünerlerini bu hayat kaynağı sıvı üzerinde en yüksek düzeyde göstermekten büyük haz almışlardır.
İnkalar yapılarında bölgede bulunabilen kireçtaşı veya granit gibi taşları kullandılar.
Ancak bazı yerlerde kaynak olmadığı için taşları uzun mesafelerden getirmek durumunda kalıyorlardı.
Örneğin Ollantaytambo köyündeki gibi bir yerde kale ve tapınak kompleksini kurmak için, çok büyük kaya bloklarını Urubamba Vadisi’nin bir ucunda parçalamak, bunları dağlardan aşağıya indirmek ve Urubamba Nehri’nden geçirerek çok uzun bir inşaat rampasından çıkarmak zorunda kalmışlardır.
İnkalar’ın demir olmadan taşları bu şekilde nasıl işledikleri tam olarak bilinmemekle birlikte, taşların yine taş aletler kullanılarak kesilip şekillendirildiği tahmin edilmektedir. Bronz ve bakırdan aletleri de kullanmış olabilirler ancak İnkalar’ın kullandıkları taşların genellikle volkanik olması bu olasılığı zayıf kılmaktadır. Cusco şehrinde bir şekilde kesme işlemi esnasında yarım bırakılmış olan bir taştaki sıralı küçük delikler, bir metal alet kullanarak taşın kesilmeye çalışıldığının bir göstergesi olsa da, bu durum daha çok İspanyol istilacılarının gelişinden sonraki bir işlemi göstermektedir.
Cusco şehrindeki duvarların büyük çoğunluğu koloni güçlerinin kendi binalarını yaptırmak için çalıştırdığı İnka taş işçileri tarafından yapılmıştır ve Cusco’daki birçok tarihi yapıda bulunan yılan şeklindeki taş gibi İnka kültürü ile ilgisi olmayan şekiller ile bezenmiş taşlarla süslü duvarlar bunun en iyi kanıtıdır.
Çekiç taşı yardımıyla taşa şekil vermeye örnek
İnkalar’ın çatlaklara yerleştirilmiş ahşap kamalar kullanarak kayaları parçaladıklarına inanılır. Çatlaklara sıkıca yerleştirilen ahşap kamalar ıslatılır, bu şekilde bir süre bekledikten sonra ahşap genişler ve kayayı bölerdi.
Ollantaytambo yakınlarındaki taş ocağından anlaşıldığı kadarıyla İnkalar’ın büyük kaya parçalarını ana kayadan ayırmak gibi zor bir görevleri de vardı. Ancak ana kayadan gerekli parçayı bir kere ayırdıklarında “çekiç taşları” ile darbeler vurarak şekillendirmeleri olası oluyordu.
Birçok İnka taş işinde bu darbelerin izine rastlamak mümkündür. Yapılan deneylerle gittikçe küçülen çekiç taşları kullanarak vurulan darbeler ile taşların bu şekilde pürüzsüze yakın şekillendirilebildiği kanıtlanmıştır.
İnkalar, kayaları delebiliyor, oyuklar ve bazen de halkalar yapabiliyorlardı.
Ancak ne taşları delebiliyor olmaları ne de onları harika bir şekilde işleyebiliyor olmaları taş işçiliği konusunda onları dünya şampiyonu kabul etmemizin asıl nedeniydi.
Bunun asıl nedeni işledikleri çok farklı ve ilginç şekildeki taşları inanılmaz bir mükemmelikte birbirlerine bağlamalarının altında yatıyordu. Taşları o kadar hassas ve düzgün olarak yerleştiriyorlardı ki aralarına bir jileti bile sokmak olanaksız oluyordu. Bunun en yi örneklerinden biri de Cusco şehrindeki ünlü 12 köşeli taştır. Bu kadar hassas bir incelikte hangi aletlerle ve hangi teknolojilerle çalıştıkları konusu ise günümüzde hâlâ tam olarak çözülememiş bir sırdır.

İnkalar’ın, binalarını ve duvarlarını yaparken kullandıkları malzemlerden biri de kerpiç ve güneşte kurutulmuş çamurdan yapılma tuğlalardır. Kerpiç yaparken en uygun toprağı, özellikle de killi olanları seçerler ve ichu adı verilen And bölgesine özgü bir otu toprak ile karıştırırlardı.
Hatta bazı özel durumlarda lama ya da alpaca yününü de karıştırdıkları olurdu.
Tüm bu malzemeler su ile karıştırılarak koyu kıvamlı bir çamur elde edilir ve bu malzeme dikdörtgen şekilli kalıplara koyularak kurumak üzere güneşe bırakılırdı.
Özellikle ısı yönünden büyük avantajları olan kerpiç, And bölgesi yerlileri tarafından hâlâ en yaygın inşaat malzemesi olarak kullanılmaktadır.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy