hazırlayan ve kurgu : Hakan Kısa


Buğdayın tarihinin Bereketli Hilal adı verilen bir bölge olan Orta Doğu’da ortaya çıktığına inanılmaktadır. Tarihi Altın Hilal adı geçen bölge bugun Anadolu tıparakları İran, İsrail, Lübnan, Suriye ve diğer ülkeleri içerir.

Bu bolgede insanlar ilk kez modern buğdayın atası haline gelen vahşi bir bitki yemeye başladılar.
Eski çiftçiler yavaş yavaş en iyi tohumları seçerek bu bitkiyi evcil hale çıkardı.
Arkeologlar bunun MÖ 10. Türkiye’nin güneydoğusunda bulundu. Altın Hilal topraklarında yaşayan halkların budayi kültür hale getirerek yaşam ortamına getirdikten sonra bölge insanın hayatını buday ekim bakım hasılat toplama gibi meşkale ile hayt akışları ve beğin yapısı tamamen değişti. İnsan Bahşi Avcı olmaktan – Tarım ile uğraşan İnsan yoluna giden yola başvurdu.

2 Bin 800 Yıllık Buğdaylar Yeniden Yeşerebilir
Van’daki Çavuştepe Kalesi’nde yapılan kazı çalışmalarında bulunan 2 bin 800 yıl öncesine ait buğday ve susamlar yeniden yeşertilecek.
Van’daki Çavuştepe Kalesi’nde yapılan kazı çalışmalarında bulunan 2 bin 800 yıl öncesine ait buğday ve susamlar yeniden yeşertilecek.
Van’ın Gürpınar ilçesindeki Çavuştepe Kalesi‘nde yapılan kazı çalışmalarında bulunan 2 bin 800 yıl öncesine ait buğday ve susamlar, yeniden yeşertilecek.
Kente 25 kilometre mesafedeki Gürpınar ilçesine bağlı Çavuştepe Mahallesi’nde, Urartu Kralı II. Sardur tarafından inşa edilen surları, su sarnıçları, tapınakları ve saray yapılarıyla günümüze kadar ihtişamını koruyan kalede 2014 yılında kazı çalışması başlatıldı.
van çavuştepe
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Rafet Çavuşoğlu başkanlığında sürdürülen çalışmalarda 2 bin 800 yıl öncesine ait buğday ve susamlar bulundu.
Gün yüzüne çıkarılan tahıllar, laboratuvar ortamında incelendikten sonra ortaya çıkacak analizler doğrultusunda yeşertilmeye çalışılacak.
Doç. Dr. Çavuşoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Urartu dönemine ait önemli kalıntıların yer aldığı kalenin, Gürpınar Ovası’ndaki Bol Dağları’nın batı ucunda kurulduğunu söyledi.
İlgili Yazılar
Kalenin bulunduğu yerin Kuzey Batı İran’a giden kervan yolunun üzerinde olmasının ticaretle ilgili önemli bilgilere ulaşmayı kolaylaştırdığını anlatan Çavuşoğlu, kaledeki kazı çalışmalarında üç tahıl deposunu ortaya çıkardıklarını ifade etti.
açığa çıkarılan tohumlar
“Buğday ve susamı yeşertmek için çalışma başlattık”
Bu depolarda o dönem Gürpınar Ovası’nda üretilen tahılların korunduğunu anlatan Çavuşoğlu, şunları söyledi:
“Tahılların depolandığı ve seramikten yapılan küplere ‘pithos’ diyoruz. Bu depoların yüksekliği 2 metre 10 santimetre, genişliği de 1,5 metreyi buluyor. Elde edilen ürünlerin çoğu bu depolarda saklanıyordu. Tarihsel bakış açısıyla baktığımızda, bu bulgular Urartu döneminde hangi tahıl ürünlerinin üretildiğine yönelik önemli ip uçları veriyor. Depolarda bulunan buğday ve susamlar titiz bir çalışma sonucu paketlere konuldu. Buğday ve susamları laboratuvar ortamında inceleyeceğiz. Eğer bunlar kendiliğinden kömürleşmişse yeşertme olasılığımız artıyor. Analizler sonucunda yeşertmek için uygun yöntemi belirleyeceğiz. Ama eğer yangın sonucu kömürleşmişlerse o zaman yeşertilmesi çok zor.”

Çavuşoğlu, kalenin güney tarafından üzüm bağlarının olabileceğini de ifade etti.
Daha önce köylülerin bu alanda 1940’lı yıllara kadar üzüm üretildiği yönünde ifadesi olduğunu aktaran Çavuşoğlu, “Kazı çalışmalarında çıkan tahıl kalıntıları içerisinde üzüm çekirdeğinin de olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü üzüm eski çağın en önemli meyvelerinden biri. Hem kurutulur hem de şarap üretiminde kullanılırmış.” diye konuştu.
Last updated Mar 23, 2018-Alıntı 7 Bin Yıllık Buğday Marmaris’te Yetiştirildi
4 yıl önce organik tarıma başlayan mikrobiyoloji uzmanı Metin Öztürk, arkeolojik kazılarda çıkarılan küpte bulunan 7 bin yıllık Siyez buğdayı tohumunun birkaç tanesinden üretim yapmaya başladı.
Last updated Oca 31, 2021
Muğla’nın Marmaris İlçesi’nde kiraladığı arazide 4 yıl önce organik tarıma başlayan mikrobiyoloji uzmanı Metin Öztürk, arkeolojik kazılarda çıkarılan küpte bulunan 7 bin yıllık Siyez buğdayı tohumunun birkaç tanesinden üretim yapmaya başladı. Öztürk, büyük verim elde ettiği Siyez buğdayının, Türkiye’nin buğday ihtiyacını karşılayabileceği gibi ihraç da edilebileceğini söyledi.
Metin Öztürk, 4 yıl önce Marmaris Çamlı Mahallesi Ilıca Mevkisi’inde 10 dönüm arazi kiralayıp organik tarıma başladı. Arazide hiçbir zirai ilaç kullanmadan organik olarak domates, biber, patlıcan, bamya, börülce, fasulye, salatalık, kavun, karpuz, çilek, dut, yer fıstığı üretmeyi başardı. Yetiştirdiği ürünlerin bir kısmını tohum olarak ayırıp, geriye kalanları da hem kendisi tüketti ve hem de komşları ve dostlarına verdi.
KÜLTEPE’DEN MARMARİS’E
Üç yıl önce de, Kayseri Kültepe kazıları sırasında bulunan küplerden birinin içinden buğday ve arpa taneleri çıktığını duyan Metin Öztürk, bu tohumların peşine düştü.
Uzun uğraşlar sonunda, geçmişi 7 bin yıl öncesine dayanan ata yadigarı hakiki Anadolu buğdayı ‘Siyez’den birkaç tohum alabildi. Bunları tarlasına ekip, çoğaltmak için kolları sıvadı. Üç yıl boyunca ekip, tek bir buğday tanesinden yüzlerce ürün elde eden Metin Öztürk bu yıl farklı bir yöntem denedi.
HER GÜN SULAMAK GEREKLİ
Metin Öztürk bu yıl tek bir Siyez buğday tanesini ayrı bir yere ekerek, her gün suladı. Her geçen gün diğerlerine oranla bu buğdayın çok daha fazla büyüdüğünü, tek buğday tanesinin topraktaki kökünden 20 ayrı sürgün kardeş ve çok sayıda başak çıktığını gördü. Bu buğday ile özel olarak ilgilendiğini kaydeden Öztürk şunları anlattı:
“Diğer ürünlerde olduğu gibi buğdayda da hiçbir kimyasal kullanmadan organik gübre, keçi gübresi, solucan ve yarasa gübresi kullandım. Normalde yağmur sularıyla kendi kendine büyüdüğünde bire 2- 3 bin verirken, özel olarak her gün sulama yöntemiyle bu buğday bire 8 bin verdi. Tane buğday, toprakta ortalama 20 kardeş sürgünle dışarıya çıktı. 2 metreyi geçen her sürgün üzerindeki başakların ise en az 40 taneden oluştuğunu gördüm. Bazı başaklar o kadar büyük oluyor ki, dalı dayanmadığından, aşağıya bile sarkıyor.”
İlgili Yazılar

Metin Öztürk devlet desteği ve biraz daha bilgi donanımı ile bu buğdayın üretilmesi halinde Türkiye’nin buğday ihtiyacını bir iki yıl içinde karşılanabileceğini önemli miktarda ihraç bile yapılabileceğini sözlerine ekledi.
TARIM MÜDÜRÜ: YAKINDAN İZLİYORUZ
Marmaris İlçe Tarım Müdürü Ziraat Mühendisi Nejmettin Kaya, Metin Öztürk’ün büyük bir başarı elde ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Ülkemiz buğdayın anavatanı. Önce son yıllarda ülkemizde buğday ile ilgili yanlış tartışmaları açıklamakta yarar var. Ülkemizde GDO’lu buğday kesinlikle yok. Ülkemizde 14, 28 ve 42 kromozomlu buğdaylar var. Bunlar hiçbir zaman 49 veya 51 kromozomlu (Tek sayı kromozomların hatalı ayrılması sonucu oluşmuş genetik bozukluk) olmamıştır. Metin Öztürk beyin çalışmalarını yakından izliyoruz. Şu andaki durumu gerçekten çok iyi. Bu arkadaşımız bir gram bile ilaç kullanmıyor. Bundan sonraki durumunu da tespit etmek istiyoruz. Eğer başarı sürerse, ülkemiz adına gerçekten mükemmel olacak.”

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy