https://tr.wikipedia.org/wiki/H%C4%B1d%C4%B1rellez
Hıdırellez – Spring Fever


Hazırlayan ve kurgu Hakan Kısa

Her Yıl 5 Mayıs Hıdırellez Günü Eski Takvimvlerden gelen bir Bayram.
Peki tam olarak nedir Hıdırellez?
Tarihin ilk sayfalarından günümüze kadar Hıdırellez üzerine yazdım.
Zaman akıp gider. İnsanoğlu bu hayattan gelir ve geçer. Gençliğinin baharı dediği en verimli zamanları da yaşar, bir gülüşü ile gülleri açtıran, doğayı hareketlendiren güzelleri de sever. İnsanoğlu bahar ismi koyar evladına, baharı yaşar, hayallerini başka baharlara taşır. Bahar bizi sevindirir, bahar bizi hareketlendirir çünkü tabiatı da hareketlendiren zamanlardır bahar ayları.
Bahar’ın gelişiyle bahçeler yeşillenir, çiçekler açar. Kuşların ötüşü bile değişir. Doğa sanki şarkı söylemeye başlar. İşte bu nedenle baharın gelişine kayıtsız kalmak imkânsızdır. Toplumumuzda ve binlerce yıl öncesinde bile baharın gelişi çeşitli ritüeller ile kutlanmaktadır. Baharın gelişi çeşitli adet ve geleneklerin de doğuşunu sağlamıştır. Onlardan biri de bugün olan, Hıdırellez. İslam’da Hıdırellez, İslam öncesi Şaman Türk inanışlarında Bahar Bayramı, Rum Ortodokslar’da Aya Yorgi Günü, Katolikler’de Aziz George Günü ve hatta milattan öncesinde, Sümerlerde bile kendisini göstermektedir.

Hıdırellez isim olarak Hızır ve İlyas’ın buluştuğuna inanılan gündür. Hızır, Kuran-ı Kerim’de; “Kullarımızdan bir kula katımızdan rahmet vermiş ve yine Ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik” olarak bahsedilen, Hz. Musa’nın yol arkadaşı ve bir nevi mürşididir. Hızır, hepimizin bildiği gibi zor anlarda aniden ortaya çıkan, herkese yardım eden mistik bir kişiliktir. Yemyeşil giyinir ve bastığı yerler de yeşile bürünür. Hızır, peşinden baharı da sürükler getirir gittiği yerlere. İlyas ise semavi dinlerin tümü tarafından varlığı kabul edilen, Hz. Musa sonrası dönemde İsrail Krallığı’na gelen peygamberlerden biridir. Tevrat’ta bahsedildiği üzere İlyas da Hızır benzeri özellikler taşımaktadır. Bu iki kudretli ve mistik kişinin buluşması bugünkü Hıdırellez inancını doğurmuştur. Tabi bu inanış, İslam öncesi Türk Paganizminde de mevcuttur. Hızır bir nevi bizim ruhumuzun içinde bulunan güçtür. Henüz ortaya çıkmamış ve farkında pek varılmamış olan güç. İlyas ise nur’dur, aydınlıktır. Gücün ve ışığın birleşmesidir Hıdırellez. İnanışa göre Hızır karadan, İlyas da denizden gelerek derdi olanlara yetişirler. İkisi de zamansızlığın ve mekânsızlığın temsilcisidir. Ve ikisi de inanışa göre ölmemiştir, mezarı yoktur.
Doğa Ana’ya ve şaman kökenli inanışlara çokça sahip olduğumuz için biz baharın gelişiyle sevinci, ruhsal temizlenmeyi, arınmayı yenilenmeyi kutluyoruz. Orta Asya Türkleri baharın gelişiyle arınmaya girer, kendilerini günahlardan, kötü ruhlardan uzak tutarlardı. Bahar, yeni bir kapıdır. Baharın gelişi doğanın uyanışıdır. Doğa nasıl ki arınıp yeni çiçeklere, yeni yeşilliklere bürünüyorsa, insan da doğa gibi kendi ruhu üzerindeki eski kıyafetleri çıkarır ve doğa’ya ayak uydurur vaziyette kendini arındırır. Orta Asya Türkleri, İslam ile tanıştıktan sonra zamanla birçok inanışımızda olduğu üzere bu gelenek de işte bu inanç motifleri ile süslenerek yerini Hıdırellez olarak korumaya devam etmiştir.

Hıdırellez’de coğrafya ve bölgeye göre yüzlerce farklı ritüel mevcuttur. Türkiye’nin her bölgesinde hatta Kosova, Makedonya, İran gibi ülkelerde bile çeşitli uygulamalar ile bu gün halen daha kutlanmaya devam etmektedir. En çok bilinen ritüellerden biri ateş yakıp üzerinden atlamaktır. Bu uygulama; kötü ruhlardan arınma, günahlardan uzaklaşma, bahara yeni döneme daha hafif daha temiz olarak girme maksadıyla yapılır. Bunun yanı sıra, gül ağacına veya farklı ağaçlara çaput bağlamak, dileklerde bulunmak, toplu yemek ziyafetleri, kırlara (Hıdırlık) çıkıp eğlenmek, evlenmek veya ev almak için çeşitli ritüeller yapmak da Hıdırellez gecesi yapılan ve eski Türk inanışlarından devam eden uygulamalardan bazılarıdır.

Ve gelelim Hıdırellez inancının tarihte ilk sahneye çıktığı yere; Sümerlere. Aşk Tanrıçası, Ana Tanrıça İnanna ve eşi Tanrı Tammuz arasında geçen hikâyeye göre; Ana Tanrıça İnanna, Tanrı Tammuz’u cezalandırır ve Tammuz senenin altı ayını yeryüzünde, altı ayını da yeraltında geçirmek zorunda kalır. Tammuz bitki tanrısıdır, doğa’nın kalbidir. Tammuz da yukarıda bahsettiğimiz üzere tıpkı Hızır gibi, bastığı yerleri yeşertir. Tammuz’un adım attığı yerlerde çiçekler açar, doğa şenlenir. İşte bu altı ay yeraltında kaldıktan sonra yeryüzüne çıkacağı tarih, Hıdırellez günüdür. Bugün tekrardan Tammuz yeryüzüne çıkar. Yeryüzüne çıkması ile bahar gelmeye başlar. Doğa hareketlenir, ağaçlar yeşermeye başlar, kuşlar şarkı söylercesine bu durumu kutlamaya başlar. Tammuz yeryüzüne çıktıktan sonra tarihteki ilk resmi evlilik gerçekleşir ve Tanrıça İnanna ile düğünü olur. Hem baharın gelişi hem de Tammuz’un evliliği ile doğa üzerinden o kuruluğu atar. Tabiat şekil değiştirir. Ekinler bereketlenir. İnsanlar yiyecek nimetlerin artışını seyreder. Tammuz elini İnanna’nın göğsünün üzerine koyarak; “El ele uyumak tatlıdır. Kalp kalbe uyumak daha tatlıdır” diye iltifat eder. Gönül yayları gevşer. Halk coşku içerisindedir. Bunu bir şenlik gibi kutlamaya başlarlar. Toplanırlar, yemek hazırlarlar, dans ederler. Yeşillikler içerisinde şimdilerde mesire alanlarına çıkıp eğlenilmesi gibi eğlenceler düzenlerler. Çünkü Tammuz yeryüzündedir, bereket gelmiştir. Bahar gelmiştir. İnanna mutludur, Ana Tanrıça eşine kavuştuğu için insanlar da mutludur. Her ikisi de doğayı bereketlendirir.
İşte binlerce yıldan beri süregelen bu inanış halen daha değerini ve etkisini korumaktadır. Hangi dine hangi inanışa sahip olursanız olun, Hıdırellez tüm inançların ortak değerlerinden biri olmaya devam edecektir. Bahar’ın gelişi sizlere bereket getirsin.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy