Hazırlayan ve kurgu : Hakan Kısa

Homeros ve İlayda ve ya Ömer aga ile İlli Ada
Ömer aga ile İlli Ada
Ludingirra’nın yazdığı ve günümüze ulaşan tabletler Sümer kültürüne ışık tutuyor.
Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın Sümerli Şair Ludingirra’nın ağzından, Sümer kültürünü anlattığı, tümü, çivi yazılı tabletlerdeki bilgilerdir.

Eser, kurgu değildir. Sümerli şairler Ludingirra’yı, Enheduanna’yı ve Dingiraddamu’yu biliyoruz. Sadece üçü, imzalarını kullanmışlar. İşte Ludingirra, adı bugüne ulaşan üç Sümer şairinden biridir.
“Ben bir Sümerli öğretmen, şair ve yazarım. Yaşım yetmişbeşi bulduğundan öğretmenliği bıraktım çoktan. Fakat şairlik ve yazarlığım ölünceye kadar sürecek herhalde. Bu yaşam öykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım. Bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık. Bu güzel ve uygar ülkemize her taraftan göz diktiler.”
Topraklarımıza ilkel geldiler, sayemizde uygar olmaya başladılar. Ne yazıdan, ne tarımdan, ne sanattan, ne dinden, ne okuldan, ne attan, ne arabadan, ne aydan, ne yıldızdan haberler vardı. Hepsini bizden öğrendiler. Sonra da “biz yaptık, biz bulduk” diye övünmeye başladılar. Hep korkuyorum, birgün gelecek adımız da, uygarlığımız da unutulacak. Biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecekler.
Bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. Ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum. Bir gün birdenbire aklıma geldi. Ben bir yazar olduğuma göre ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişimizi, geleneklerimizi, ne kadar uygar olduğumuzu, gerek Sümerliliklerini unutmaya başlayan gençlerimize, gerek daha sonra gelecek kuşaklara neden yazılarımla bildirmeyeyim dedim ve yaşamöykümü yazmaya karar verdim. Böylece her tarafa, herkese, her çağa ulaşacağımı umut ediyorum…” (Tablet 1)
Bana gülmezseniz başımdan geçen bir olayı anlatayım size. Ben parkta bir kıza aşık olmuştum, hem de sırılsıklam aşık! Bizim şehrin güneydoğusunda şehir duvarlarına yakın çok büyük, içini ulu ağaçların gölgelendirdiği bir parkımız var. Adı Şaurugişsar, anlamı kentin ortasındaki bahçedir. Bir gün her nasılsa, konuşmayı başarmıştım; başarmıştım ama iş işten geçmişti. Bana nişanlandığını, yakında evleneceğini söyleyivermesin mi; birden beynimden vurulmuşa döndüm. Ne diyeceğimi bilemedim, sanki dilim tutulmuştu. Büyük bir hayal kırıklığıyla yanından ayrıldım. Aslında ben evlenmeyi hiç aklıma getirmemiştim. Hem daha yaşım küçük, hem de okulum vardı. Babam da okuldaki bütün bilgileri öğrenmeden ayrılmama hiç izin vermezdi. Eve büyük bir üzüntü içinde geldim ve hemen onun için yazdığım o güzel şiirlerimi kırıp kırıp toz haline getirdim ve tozlarını da savurdum bahçeye. Hep üzülürüm, o ilk şiirlerimi öyle aptalca kırıp yok ettiğime. İnsanın aynı duygu içinde şiirler yazmasına olanak yok veya ben yapamadım. Üzüntüm o kadar çoktu ki, günlerce parka gidemedim.” (Tablet 4)
Annemi tanımanızı çok isterdim. O her yönü ile üstün bir kadındı. Koca evin içinde hep bir gölge gibi dolaşır, evin yönetiminin düzenli gidip gitmediğini gözetler dururdu. Köleler, çocuklar veya başkaları arasında ufak bir sürtüşme olsa annem onu nasıl duyardı, nasıl anlardı bilinmez; hemen onların yanında belirir ve orada olan anlaşmazlığı derhal iyi bir sonuca bağlardı. Yaşım büyüdükçe annemi o kadar güzel bulmaya başlamıştım ki… Hiçbir yerde ondan güzeli yok gibi gelirdi bana. Fidan gibi bir boyu, fildişine benzeyen bir rengi, upuzun siyah saçları vardı. Onları bazen omuzlarına düşürür, bazen de bir bağ ile tepesine toplardı. Uzun kirpik kocaman siyah gözlerine bakmaya dayanamazdım. Adının Şatiştar olmasından, zaman zaman bir Akadlı zannederlerdi. Halbuki o tam bir Sümerli idi. Öğretmen olduğum sıralarda başkentimiz İsiıı’e gitmiştim. Amacım oradaki okulları, sarayı görmek, öğretmenlerle tanışmaktı. Orada kaldığım sürece hep annem aklımda idi. Nedense onu bir daha görmeyeceğim gibi gelmişti. O sıralarda bende şiir yazma merakı artmıştı. Kendi kendime, “Anneme olan sevgimi, özlemimi bir şiir halinde açıklayarak, bu işlerimin kalıcı olmasını sağlamalıyım” dedim ve gezmeden kalan zamanımdan yararlanarak, annemi her yönü ile tanıtan tam 53 satırlık mektup şeklinde bir şiir yazdım.” (Tablet 16)
Yaşamımda ilk ölüm acısını babamdan tattım. Dünyam yıkılmıştı; güvencem, dayanağım kalmamıştı; yaşayamayacağımı zannetmiştim. O iyi bir baba, iyi bir koca, annesi babası için de çok değerli bir oğuldu Babam, nedeni bir türlü anlaşılamayan bir çarpma veya vurulma sonucu ölmüştü.” (Tablet 17)
“Ben Ludingirra, yanan kalbimle yazıyorum bunları:
Ey bir saldırıda ölen babam!
Ey şeytanca bir tuzakla öteki dünyaya göçen Nanna!
Karın şimdi dul kaldı.
O doğuran biri gibi acı çığlıklar atıyor.
Dinmek bilmeyen gözyaşları döküyor.”
“İkinci büyük acım karım Navirtum’un ölümü ile oldu. Onu kaybettiğim zaman 50 yaşlarında idim. Çok genç ölmüştü. Onu öyle seviyordum ki, anlatamam size. Yalnız ben değil bütün ailem ve tanıdıklarımız da çok seviyordu onu. Ölümü beni yaktı, perişan etti. Ve bir daha onun gibi kimseyi sevemedim dersem yalan olmaz.”
“Ludingirra, onun sevgili kocası yapayalnız
Nerede şimdi güzel ağız, cazibeli ağız, cana yakın ağız
Senin için acı ile haykırayım!
Nerede şimdi benim alımlı silahını?
Senin için acı ile haykırayım!
Nerede şimdi benim görkemli elmasım?
Senin için acı ile haykırayım!
Nerede şimdi benim kalpleri neşe ile dolduran tatlı şarkım?
Senin için acı ile haykırayım!
Senin yaşam yolun anılardan silinmesin!
Senin adın gelecek günlerde de anılsın”
“Evimizde çeşitli eşyalar bulunur. Sundurmada yemek masamızla arkası yüksek, çapraz bacaklı sandalyeler ilk göze çarpan eşyalardır. Odalarda oturmak için minderlikler duvarların etrafına yerleştirilmiştir. Yünle veya saman ve otla doldurulmuş yataklarla yerde veya tahtadan yapılmış karyolada yatarız. Ben, çok sevdiğim yatağımı yıllarca önce evleneceğim zaman marangoza yaptırmıştım. Dört ayak üstüne, içine ipler geçirilmiş tahta bir çerçeve oturtulmuş ve onun üzerinde de yatağım bulunuyor. Ayrıca çiçek ve kuş resimleriyle süslü tahtadan bir baş kısmı var. Bu yatakta sevgili karımla geçirdiğim aşk ve sevgi dolu gecelerin hatırasına sarılarak uyumak zorundayım, ne yazık!” (Tablet 15)
Kaynak
Tarih Sümer’de Başlar – Samuel Noah Kramer, Sümer ve Türklerin Bir Koludur – Muazzez İlmiye Çığ, Sümerli Ludingirra Geçmişe Dönük Bilim Kurgu – Muazzez İlmiye Çığ<a

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy