Hazırlayan ve kurgu : Hakan Kısa

Dini yaymak için mücadele eden ve egolarıyla var olan din adamları varsa barış yoktur.
İnsanlık bunu hiçbiir zaman öğrenemeyecek, çünkü; dinlere değil din adamlarının fikirlerine tapınmaya devam edecekler.
Ve din adamları da siyasiler ve silah tüccarları ile ortak hareket ederek, insanları ölüme gönderecekler.
Ve sonrasında ölüme gönderdikleri için dua okuduklarını söyleyerek inanç asalağı yaşamlarını devam ettirecekler.
Tüm bu savaşların, ölümlerin, katliamların, ayrılıkların sebebi kapitalizmin en büyük kuklası olan din adamlarıdır.
Burada bir genelleme yapmak gerekirse yüzde yüzü olmasa da yüzde doksandokuzu bu şekilde hareket eder.
Dünya üzerinde her inançtan din adamının çocukları taciz etmesi hatta tecavüzleri hakkında haberler çıkar fakat o din adamları yer ve mekan değiştirerek yolculuklarına devam ederler.
Amaç inanca zarar gelmesin, çocuklar bir şekilde düzelir ve Tanrı/Rab/Yehova/Allah/Kutsal Ruh onları kendi cennetine alır.
Ne ilginç değil mi?

Bunu yapanları kimse sorgulamadan sadece inancın kavgası var gibi yaşayıp ölmeye devam ediyor insanlık, yüzlerce yıldır.
Ve mekanların kutsallaştırılması olayı da ayrı bir hastalık olarak insanın benliğine kazınıyor.
İnsan yapımı bir binanın ya da yerin “Tanrı’nın, Allah’ın, Rabb’in, Yehova’nın evi” olması düşüncesine bu kadar kendisini kaptırıp cinayetler işlemesinin mantığını çözebilen var mı?

Gökten inen meleklerin değil, kendi egosunu tatmin etmek isteyen din adamlarının yaptığı en büyük, en geniş, en yüksek, en şaşalı, en pahalı ibadet yerleri gerçekten “Yaratıcının Evi” olabilir mi? Yapmayın…
Uyanın ve fark edin artık, şu yaşam yolculuğunuzu cehenneme çeviren din adamlarının oyunlarını da inandığınız şeye aracısız ve kalpten teslim olun. Ne mekanlar ne adamlar sizi inandığınız o kutsal şeye ulaştırabilir.
Kilise, havra, cami, manastır, jinja, vihara ve diğerleri kutsal mekanlar değildir.
Onlar, din adamlarının siyasi ideolojilerini yönettikleri ve aslında kendi geçimlerini sağladıkları mekanlardır.
Dünyanın her yerindeki ibadet yerlerine bakın, hepsinde para akışı vardır ve o mekanların sahipleri olan din adamları bu kaynağı korumak için diğer bütün her şeyle savaşırlar ve insanları örgütlerler ve o binalara da tanrının kutsal evi deyip yaptıklarını örtbas ederler…
Kudüs kutsal değildir…
İsrail toprakları vaad edilmiş topraklar değildir.
İsrail halkı ve Filistin halkı kendi etraflarını ören bu din adamlarının terörünü fark edip, bu saçma yolculuklarına bir son vermeliler bence.

Büyüklerin, cahilliklerinin eseri olarak ölmelerine üzülmüyorum, o savaşta ölen masum çocuklara ve hayvanlara üzülüyorum…
Hayat güzeldir, onu çirkinleştiren insanları lütfen fark edin ve en kutsal olan bedeniniz ve varlığınıza en yüksek değeri verip onu inandığınız hangi inançsa onun içinde eritin ve inandığınız yaratıcıya aşk ile bağlanın.
Öldürerek ve kan dökerek değil, bedeninize işkence yaparak da. değil… sadece severek yapın

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy