Hazirlayan ve kurgu : Hakan Kisa

KALDIĞIMIZ YERDEN:
Soru: Hz. Fatıma neden gece gömüldü? Ehl-i Sünnet 12 halife hadisini kabul ediyor ama neden 12 imamı reddediyor?
Şöyle: “Benden sonra 12 imam/halife gelecektir; hepsi de Kureyşidir”
Aslında… Çok daha fazlasını söyledi Hz. Muhammed Mustafa s.a.a hepsinin ismini de verdi ama o hadisleri kırpıp kırpıp bu hale getirdiler…
Adına, -12 halife hadisi dendi.
Sonra da… Kimdir bu halifeler diye kafa yordular. Hepsi belliydi oysa. Birileri de çakma halifelerden tırstıkları için “hakikati” pek dillendiremediler.
Zaman aktı, aktı ve daha sonraları da işin içinden de çıkamadılar tabi…
Kimi… İlk dört halifeyi kattı, sayı tutmadı…
Kimi… Emeviler’i de kattı; çok geldi…
Kimi… Bir tek bir çift dedi filan tuhaf tuhaf işler döndü…
Abbasiler girince işin içine işler daha bir karıştı…
Velhasıl…
İbn-i Arabi; “Vallahi ben işin -12 imam/halife hadisi- içinden çıkamadım” dedi bıraktı…
Bunu hep söylüyorum; Kur’an yorumlanmaz!
Açıklanır… Açıklayacak kişiler de bellidir; Ehl-i Beyt imamları/gerçek halifeler yani.
Onları zalim krallar, sultanlar çakma halifelerle karıştırmayınız…
O hırsızlar… Hepsini teker teker zindana attılar, zehirlediler, öğrencilerini katlettiler, okullarını yıktılar yaktılar…
Şunu asla unutmayınız: Gerçek halifeler insanlar tarafından se-çil-mez-ler!
Geçen yazdım; peygamberler ve vasileri konusuydu…
Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa’da ki “tek” dinin son resulüdür, İslam ayrı bir din değildir.
O tamamlamıştır ve kendisinden sonra da “Kur’an’ı Kerim” i açıklayacak, insanlara anlatacak 12 imam’ı müjdelemiştir…
İlk imam: İmam-ı Azam: Hz. Ali a.s dır.
Defalarca ve defalarca insanlara o olduğunu söylemiştir; ta çocukluğundan beri ve en son da binlere, on binlere Ğadir-i Hum’da bildirmiş ve biad alınmıştır…
İnsanlar o gün bayram etmiştir…
Bu yüzden çok kutlanmasa da maalesef “Ğadir-i Hum” büyük bayramdır…
O gün… Velayet açıklanmıştır…
O gün… Kur’an-ı Kerim tamamlanmıştır…
O gün… Risalet, “Peygamberlik” bitmiş, İmamet, “imamlık” makamı başlamıştır…
Sonra neler oldu?
Neler olmadı ki! Baştan geçmeyeyim yine!
Evet, hilafet “zahir”i olarak çalındı; gasp edildi falan filan da!
Ömürler heba edildi doğru da!
Zulüm, kan, kin, nefret dolu yıllar yaşandı da…
Ne oldu?
-Pişmanlık içinde ölüp gittiler…
Ama…
Hakikat diridir, ölmez, öldürülemez…
Yok edilemez…
Nedir? -“Elbet hak batılı yenecektir”
Aklıma geldi: Mevlana’nın çok meşhur bir sözü vardır; o öyle der, bu bunu kastetti der falan filan…
Nedir o söz?
Şu: “Taş olarak ölmüştüm, bitki oldum. Bitki olarak öldüm ve hayvan oldum. Hayvan olarak öldüm, o zaman insan oldum”
Yaygara koptu hep, Mevlana “evrim teorici” öyle mi?
-Neler neler yazılıp çizildiğini yazmayayım şimdi…
Kimileri över kimileri yerer hala… Mesele ne düşündüğünüz değil, hakikat nedir?
Olaya bir de şöyle bakın o zaman:
Acaba Mevlana “taş” derken anne rahmine düşen damla demek istemiş olabilir mi?
Acaba Mevlana “bitki” derken oluşan embriyoyu kastetmiş olabilir mi?
Acaba Mevlana “hayvan” derken bebekten bahsedip sadece yemek düşünen, hatta düşünmeyen / henüz olmayan demek istemiş olabilir mi?
Acaba Mevlana “insan” derken düşünmeye başlayan “bizi” anlatmış olabilir mi?
Tabi bu arada ne kadar düşünen, aklını çalıştıranız o da meçhul ya!
Şimdi…
Felsefeyi bir kenara bırakalım.
Kur’an’ ın açıklanması, yani tevili konusuna dönelim…
Bakara 189 da ne der?
“…Evlere kapılardan girin. Allah’tan sakının. Umulur ki kurtuluşa eresiniz…”
Peki, Hz. Muhammed Mustafa s.a.a ne demişti?
“Ben ilmin şehriyim Ali ise onun kapısıdır; o halde ilim isteyen kapıya gelsin”
Ve…
“Ona her kapısı bin kapıya açılan bin kapı öğrettim”
Yani: Kapıdır Hz. Ali; Bab!
Ve…
Onun da kapısı vardır, o da Selman-ı Farisi’dir.
Hz. Ali’nin bab’ıdır.
Ve… Diğer imamlarında kapıları vardır; bab’ları…
Ve… Tüm kapılar tek bir yere açılır; ilim şehrine Hz. Muhammed Mustafa’ya…
Yani hakikate…
Velhasıl… 12 halife/imam ve 12 “bab” vardır!
Bu “bab”lar meselesini daha sonra yazacağım size; çok derin konu.
Mesela… Selman’ı Farisi’nin Hz. Muhammed Mustafa’yı bulma yolculuğu, çok uzun ve meşakkatlidir eşsizdir.
O yüzden de demiştir ki, “Din yıldızlar da olsaydı Selman onu yine de bulurdu”
O yüzden de demiştir ki,” Selman Ehl-i Beyt’tendir”
Neden böyle dedi ki acaba Hz. Muhammed Mustafa?
Yazacağım; çok yakında!
Şimdi esas soruya döneyim: Hz. Fatıma a.s neden gece, gizlice gömüldü?
Üstelik gece gömülmek “mekruh” iken?
-Vasiyetiydi çünkü!
Künyeleri neydi Hz. Fatıma’nın?
Birkaçını yazmak isterim:
Mesela…Ümmü’l-Hasan: Hasan’ın annesi; Ümmü’l-Hüseyn: Hüseyn’in annesi; Ümmü’l-Eimme: İmamların annesi
Mesela… Ümmü Ebîhâ: Babasının annesi ( Bu künyeyi babası vermiştir, Hz. Muhammed Mustafa ona öyle derdi…)
Ya lakapları nedir?
Mesela… ez-Zehrâ: Parıldayan; el-Betûl: Kendini Allah’a adamış; el-Hasân: İffetli; el-Havrâ: Beyaz
Mesela… es-Seyyide: Hanımefendi; es-Sıddîka: Doğru sözlü; Meryemü’l-kübrâ: Büyük Meryem; Vâlidetü’l-Hasan ve’l-Hüseyn: Hasan ve Hüseyin’in annesi
Mesela… Ümmü’n-nakî: Nakî’nin annesi; Ümmü’t-takî: Takî’nin annesi;
Mesela… Ümmü’l-belce: Parıltının annesi; Ümmü’r-ra’fe: Şefkatin annesi; Ümmü’l-atiyye: Bağışın annesi
Mesela… Ümmü’l-mevânih: Hibelerin annesi, Ümmü’n-nûrayn: İki nurun annesi; Ümmü’l-‘ulâ: Yüceliğin annesi; Ümmü’l-Bedriyyîn: Bedir savaşçılarının annesi vs
Ve Hz. Fatıma gece/ gizlice gömülmek istedi!
Ve… Biz bugün mezarını dahi bilmiyoruz…
Milyarlarca Müslüman Hz. Fatıma’nın mezarının yerini bil-mi-yor!
Neden?
Çünkü… Birileri pek konuşmak istemiyor bu meseleleri…
Çünkü… Birileri yan çiziyor, işte birilerine kızmışta falan da filan da hadsizliği yapıyor…
Neden hakikatin üzeri örtülüyor?
En iyimser olanı şu: -E, şimdi müminlerin aklı karışmasın?
Akıl bıraktılar sanki de…
Oysa ne der Hz. Muhammed Mustafa: “Hakkı söyle; senin aleyhine dahi olsa, hakkı söyle; her ne kadar bile acı olsa…”
Hz. Muhammed’in şehadetinden sonra neler olup bittiğini Kabe’nin Oğlu 1 de yazdım zaten…

Hz. Fatıma’nın vasiyetini özetleyerek geçiyorum:
1.Allah’a, babam Resulullah’a ve eşim Müminlerin emirine verdiği ahdi bozan bir ümmet cenaze namazımı kılmasın!
2. Bana zulmeden mirasıma el koyan, babamın Fedek mülkü için bana yazdığı sayfayı yırtan (Ömer bin Hattab) ve şahitlerimi yalancı sayanlar cenaze namazımı kılmasın!
3. Geceleri söz verip gündüzleri sözünden cayanlar cenaze namazımı kılmasın!
4. Sakife’de, Sa’doğulları’nın gölgeliğinde meşum biade (Sakife darbesi) zorlamak için evimize Kunfuz ve Halid bin Velid’i yollayanlar (Ebu Bekir) cenaze namazımı kılmasın!
5.Evimizi yakmak için kapımıza odun yığıp ateş getirenler (Ömer bin Hattab vs) cenaze namazımı kılmasın!
6.Ebu Bekir’in hizmetçisi Kunfuz’dan değneği alıp ayağıyla kapıya vuran, beni yere düşüren tokat atan karnımdaki bebeğimi düşürmeme sebep olan ( Ömer bin Hattab) lar cenaze namazımı kılmasın!
Ve…

İlk halifelerin tespitinde Cibril ve Hz. Peygamberin işareti ile delil gösterilen hadislerin de sıhhatli olduğundan bahsetme imkânı yoktur. Çünkü, Cibril ve Hz. Peygamber tarafından yapılacak en küçük bir ikaz bu konuyu tartışma konusu olmaktan çıkarırdı. Cibril’in halife tespitinde bulunduğuyla ilgili hadislerin sıhhatli olma imkânı yoktur. Ebû Bekir başta olmak üzere ilk dönem halifelerinin çeşitli yollarla Hz. Peygamber tarafından işaret edildiği iddiasının da tutarlı olmadığı görülmektedir.

Hz. Ali ye dedi ki:
-“Şimdi, böyle bir ümmet mi benim cenaze namazımı kılacak? Allah ve Resulü bu ümmetten uzak olduğu gibi ben de uzağım.”
Ve Hz. Ali de vasiyetini yerine getirdi, Hz. Fatıma gece gömüldü, gizlice!
Kimseye haber verilmedi…
Mezarının asla bilinmemesi için de Baki mezarlığında kırk mezar kazıldı…
Bunlar ertesi gün, -aman nasıl olur Peygamberimizin kızının cenazesine katılmadık diye yaygara yaptılar filan…
Hatta işi o kadar abarttılar ki Ebu Bekir “Baki Mezarlığı”ndaki kırk mezarın kazılıp hangisi Fatıma’nındır bulunsun diye emri verdi!
Hani… Cenaze namazını kılamadık bari mezarına gidip dua ederiz hesabı…
Hz. Ali bunu duyunca kılıç kuşanıp mezarlığa gitmiştir; ‘Bu mezarlardan bir taş bile yerinden çıkarılırsa kılıcımı ümmetin boynuna sallayacağım’
Öyle dağıldılar yani…
Ya… Gerçekler acıdır arkadaşlar, çok acıtır!
Ne zulümleri bitti…
Ne kinleri…
Ne düşmanlıkları…
Yıllar çok yıllar sonra…
Bir gün bir Emevi Hz Muhammed Mustafa’nın kabrinin başında “şefaat ya Resulallah” deyince onu orada duyan bir “Ehl-i Beyt” taraftarı ona şu beyitle cevap verir;
“Etercu ummetun katelet Huseynen şefağata ceddihi yavmel hisaba”
Yani… “Bir ümmet ki torunu Hüseyin’i katletti, hesap gününde dedesinden şefaat mi bekler”
Ve selam
İlknur Altıntaş-ALINTI

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy