HAZIRLAYAN VE KURGU : HAKAN KISA

SABAHATTİN ALİ
https://tr.wikipedia.org/wiki/Sabahattin_Ali

https://tr.wikipedia.org/wiki/S%C4%B1r%C3%A7a_K%C3%B6%C5%9Fk_(%C3%B6yk%C3%BC)

Sabahattin Ali’nin ”Sırça Köşk” öyküsünü okumamış olanlara kısaca bir özet vereyim;
Çalışmadan yaşamayı ilke edinmiş 3 kafadar, çalışkan, huzurlu ve birbirine bağlı insanların yaşadığı bir şehre gelirler.
Tembel ve gittikleri hiçbir yerde barınamayan üç arkadaş bir kente gelirler.
Yolda gelirken içlerinden biri kendilerini rahat ettirecek bir yol bulur.
Bu yol icabı geldikleri kentte dolaşıp, herkesin duyacağı şekilde ve şaşkın bir edayla “Bu ülkenin sırça köşkü nerede?” diye sorarlar.
Sırça köşkün ne olduğunu halk merak eder.
Üç tembel arkadaş Sırça köşksüz kent olmayacağına onları inandırıp bir Sırça köşk yaparlar.
Köşkü gittikçe büyütürler.
Sırça köşkün ihtiyaçları giderek artar, oraya giren hazır yemeye alıştığından oradan ayrılmak istemez, dışarıda kalanlar da oraya girmeye çalışırlar.

Halkı bir sırça köşk yapımına ikna ederler.
İlk kat tamamlanınca da içine yerleşip, halka ”Tek kat olmaz…
Herkes para versin, çalışsın birkaç kat daha çıkalım” derler.
Katlar arttıkça odaları gerekli gereksiz ünvanlar verip seçtikleri kişilerle doldururlar.
Sırça köşkün asla yıkılamayacağı safsatasını da şehre yayarlar.
Tabii sırça köşkün tüm giderlerini de halkın karşılaması gerektiğini emredip, vermeyenleri cezalandırırlar. Uzatmayalım, halk bu durumdan şikayet etmekte ama yine de elindekini avucundakini sırça köşke vermeye devam etmektedir.
Birgün, halkın elindeki son koyunları da alınıp, sırça köşkün içindekiler için pişirildiğinde, halk sırça köşkün kapısına dayanır.
Bunun üzerine koyunlarrın kelleleri halka verilir.
Ama kiminin beyni, kiminin dili, kiminin gözü yoktur.
Halk bu ne hal? diye sorunca :
”Sizin beyne, dile, göze ihtiyacınız yoktur” denir.
Halktan biri: ”Böyle başın bana gereği yok” deyip kelleyi sırça köşke fırlatınca, kellenin çarptığı yer kırılır, yere dökülür.
Sırça köşkün asla yıkılmayacağı inancının bir safsata olduğunu anlayan halk, kelleleri sırça köşke atarlar ve sırça köşk yerle bir olur, içindekiler enkazın altında kalır.
O günlerin şahidi olanlar evlatlarına ve torunlarına şu nasihati verirler:
”Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayın.”
”Olur da kurulursa, onun yıkılmaz bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini bile tuz buz etmeye, 3-5 kelle fırlatmak yeter.”
Öykü bu kadar.
Kıssadan alınacak hisse de size kalmış.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy