Hazırlayan ve kırgı : Hakan Kısa

YAHYA KEMAL VE PARK OTEL
Yahya Kemal tam 18 yıl boyunca Park Otel’de yaşamış, Üsküdar’a bakarak şiirlerini yazmıştır.
Bu ikamet 1941 yılında başlamış, değişik aralıklarla 1958 yılında ölümüne kadar sürmüştür.
Önce otelin 75 numaralı odasında kalan Yahya Kemal, ellili yıllarda 65 nolu (sonra oda numarası 165 olarak değiştirildi) odaya geçmiştir.
Bu odanın bir tanığı olan Sermet Sami Uysal şöyle anlatır: “Otel odası dağınık, dersiz topsuzdur. Gömme dolabın hemen yanında üst üste konulmuş bavullar göze çarpar.
Bavulların tepesinde kitaplar, gazeteler ve boş pasta kutuları.
Şairin karyolası odasının ortasındadır.
Yahya Kemal hep karyolada oturur.
Ufak bir sehpada gelişigüzel duran Birinci sigarası paketleri, kibrit kutuları, paslı çakı, kalemler, cep saati.
Tam bir savruluş içinde.
Telefonun az berisinde dolu ve boş maden suyu şişeleri, reçeteler, ilaçlar…
Tuvalet masasında bir dolu küçük makas, kolonya şişeleri, fırçalar…
Surda bir radyo… Şurda Yahya Kemal’in eski bir fotoğrafı… Yaman bir yalnızlık!”
Yahya Kemal’in Park Otel’deki gündelik yaşamı da Konur Ertop tarafından şöyle betimlenir: “Her sabah 6.30’da uyanırdı.
İlk işi zili çalmak, kahvaltı istemekti.
Sabahları sütlü kahve içer, kızarmış ekmek yerdi.
Sonra gazeteleri okurdu.
Edebiyat dergilerini de dikkatle izlerdi.
Kendisinden söz eden gazeteleri dergileri saklardı.
Şiir yollayan genç şairlerin mektuplarını da atmazdı.
Saat 9’da yatağından kalkar, aynanın karşısına geçer, tıraş olurdu.
Bir süre eski kahverengi robdöşambrı ile odanın içinde dolaşır, saat 11’e doğru yatağının üzerine oturarak şiir yazardı.
Öğle yemeği için ya otelin lokantasına iner, ya da Abdullah Efendi’ye giderdi.
Yemekte bir bütün tavuk, üç porsiyon pilav yerdi. 13.30’da yine odasına döner, öğle uykusuna yatardı.
Akşam yemeğini çoğu zaman odasına getirtirdi.
Doktorların itirazlarına rağmen her akşam 395 kuruşluk (küçük şişe) Yeni Rakı içerdi.
Turşu, midye dolması, fırında pastırma, leblebi baş mezeleriydi.
İçerken radyoyu açar, alaturka şarkılar dinlerdi.
Münir Nurettin ile Safiye’nin seslerini çok beğenirdi. Günde iki paket Birinci sigarası içerdi.
Paltosu iki defa ters yüz edilmişti. Malı çok kıymetliydi.
Bir çöpünü atarken bile düşünürdü. Kırık çakmakları, bozuk saatleri bavulda; kırık kalemleri, düğmeleri ilaç kutularında saklardı.
Buna rağmen çöp kutusu her gün dolardı.
Ancak çöpler atılırken engel olur, ‘Belki gerekli bir şey atarız’ diyerek, oturur çöp sepetindeki kâğıtları yeniden gözden geçirirdi. Böylece bir sepet dolusu kâğıt yarıya inerdi.
Aylık geliri 1500-2000 lira arasındaydı. Otele ayda 700-800 lira öderdi.
Arkadaşları odasına sık sık gelirlerdi. Yine de yalnızlıktan şikâyetçiydi.
Bir gün servis şefi Dursun’u karşısına almış, ‘Evlen’ demişti. ‘Ben evlenmedim, yalnızlığın acısını âlâ çekiyorum.”
Park Otel müdavimlerinden Nadir Nadi de anılarında şöyle anlatır: “Yahya Kemal kendi şiirlerinden mısralar okur, Osmanlı tarihinden vak’alar anlatır, sırasına göre, politik taşlamalar yapar, adam çekiştirirdi. Yerin dibine batırdığı birine ertesi gün rastlıyacak olsa, her şeyi unutur, adamı bağrına basardı.”
Taha Toros da Yahya Kemal-Abdülhak Şinasi Hisar dostuluğunun Park Otel’de bozulduğunu anlatır.
Meşrutiyetten önce Paris’teki öğrencilik yıllarında başlayan bu arkadaşlık,Yahya Kemal’in ölümünden iki yıl öncesine kadar “nezaket ve içtenlikle” sürmüştür. “Ne var ki, bir gün, yılların güçlendirdiği bağ Park Otel’in kahvesinde etrafını çevreleyen kişilerin gözleri önünde birdenbire koptu.
Şair Yahya Kemal –kendisinden beklenmedik bir öfke ile- nezaketi ve sakinliği ile hiç de böyle bir muameleye lâyık olmayan Abdülhak Şinasi’ye sert sözcükler sarfetti.
Yaşları ve başları, bu iki ünlü kişi arasındaki münakaşaya hakem olabilecek durumda bulunmayan dinleyicilerinin uğradığı şaşkınlık çok büyük oldu.

Yahya Kemal, az sonra masadakilere veda ederken, herkesin elini sıktı, Abdülhak Şinasi Hisar’ın yüzüne bile bakmadan Park Otel’ine girdi.” Abdülhak Şinasi bu olaydan sonra otelin yakınında oturduğu Nimet Apartmanı’na döndü ve bir hafta evinden dışarı çıkmadı. Ve elbette bir daha da Park Otel’in kafesine uğramadı.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy