Sümerlerin kim olduğu hala tam olarak anlaşılamamıştır.
Bugünlerde Sumer diline en yakın dil Çeçen dili olarak tespit edilmiştir.
Babil, Ninova ve Uruk gibi şehirlerin bu eski halk tarafından kurulduğu bilinmektedir. Arkeoloji Kazılar sırasında , MÖ 3. binyıla tarihlenen çok sayıda tarihi izler ve belgeler buldular.
Bu belgelerde Sümer Krallarının gerçekten Mezopotamya’da yaşadığını ve çok şey başarmış bir halk olduğunu doğruladı.
Hatta tüm şehirlerin ve hanedanların zamanla nasıl geliştiğini ve çürümeye düştüğünü bile anlattı.
Sümer halkının hayatı ve başarıları hakkında olağandışı gerçekler
Bilim adamları Sümerlerin kısa ve sağlam olduğunu öne sürüyorlar.
Çoğunlukla kahverengi gözlü ve koyu renk saçlıydılar. Ancak eski Sümer heykellerinde gözler her zaman maviydi.
Büyük olasılıkla, bu insanlar tanrılarla olan bağlantılarını bu şekilde vurguladılar.
Sümer halkı zarif ve güzel giyinirdi. Ana giyim, kadın ve erkek arasında farklılık gösteren bir etek ve bir tunikti.
Birçok giysi yünden dikilir ve dokunan kumaş farklı renklerde boyanırdı.
Bir insan ne kadar zenginse eteği o kadar uzundu.
Giysilerin düşmesini ve tutulmasını önlemek için bir kemerle sabitlendi.
Kadın kıyafetleri arasında yün demetlerindeniplie dönüştürülen üst giyiisler ve ince deri kayışlardan yapılan püsküller bulundu.
Sümerler kişisel hijyene ve temiz giysilere çok duyarlıydı. Yıkama, yıkama ve ritüellerde kullanılan sabunu ilk icat edenler onlardı. Soyluların kendi banyoları vardı,sıradan insanlar fakirler ise nehirlerden su alıyordu ve kulaniyordu.
Bir çok tablet yazı ve tablet resimlerde kadın güzeliği öne çıkartmak adına kozmetik ürünleri kullanıldı izler var, alışılmadık parfümler yarattımaya bilgilere sahiblerdi.

Üste tablet tevsirinde görüldüğü gibi Sumer halkı yuvarlak tekerleği icad eden uygarlık olarak görebiliriz.
Tekerleğin icadı Fizik Mekanik ve diğer Kimya Bioloji Astronomi Bilimlerin ilk adım ve kapıların açma olarak görülmekte.

Sümer uygarlığının ana şehri Uruk’tur. Orada 100 binden fazla insan yaşıyordu. Kalın duvarlar şehri koruyordu ve gözetleme kulelerinden tüm çevre ve olası tehlike açıkça görülüyordu.
Sümerler arasındaki ana iş türü tarımdı. Sulama için yeterli su yoktu, bu nedenle tarlaları sulamak için özel pompalar kullanıldı.
Her şey elle yapıldı. Daha sonra, su kaynağı en yakın nehirler olan 20 metre genişliğe kadar bir kanal sistemi oluşturmaya başladılar.

Birçok nesne ve fikri keşfedenlerin Sümer halkı olduğuna inanılmaktadır.
Örneğin eğitim kurumları, tekerlek, ilk para, vergilendirme ve hukuk sistemi kurulması Sumer medenyati ile bağlantılı olduğunu bir çok kaynak göstermekte.
Buna ek olarak, Sümerlerin kendi yazı dilleri ve sıradan insanlar arasında bile yüksek bir okuryazarlık seviyesi vardı.
Bazı tarihçiler, Sümer uygarlığının Dünyadaki ilk yazılı dilin kurucusu olduğuna inanırlar.
Sümerler ayrıca tekstil ve tuğla üretimi için ilk fabrikaların yaratılmasına da sahiptir.
Bu onların evler inşa etmelerine ve birçoğuna konut sağlamalarına izin verdi.

Sümerler kime tapardı
Sümerlerin eski insanları, mükemmel bir mantığa ve sağduyuya ve ayrıca onlar için tek bir evren sistemi oluşturmaya yardımcı olan kesin bilgilere sahipti. Cennet ve dünya ana unsurlardır ve aradaki her şey hayattır. Tüm Sümerler birkaç büyük tanrıya tapıyorlardı.

Kabileler ve şehirler için ortaktı:
• Enlil her şeyden önce insanların ve tanrıların efendisidir. O, toprak ve hava tanrısı olarak adlandırıldı;
• Anu – gökyüzünün tanrısı;
• Enki – yeraltı sularının tanrısı;
• Ninhursag – yeryüzü tanrıçası ve Enki’nin karısı.

En eski efsanelerden birine göre, tanrıça Nammu, tüm Ana tanrıların yaratıcısı ve öncüsü olarak kabul edildi.
Ayrıca bazı Sümerler başka tanrılara da tapıyorlardı.
Örneğin, aşk ve şehvet tanrıçası İştar veya hastalık tanrısı Eru.
Sümer uygarlığı nerede kayboldu?
Bu insanlar, uzun süre var olabilecek oldukça gelişmiş bir medeniyet olarak kabul edildi. Ancak, herkes için iz bırakmadan aniden ortadan kayboldu. Bir süredir bilim adamları, Büyük Sargon liderliğindeki Akad İmparatorluğu’ndaki herkesin birleşmesinin bütün bir halkın ölümüne yol açtığını varsaydılar. Oxford Üniversitesi’nden Stacy Carolyn liderliğindeki bir grup araştırmacı sayesinde, Sümerlerin ortadan kaybolmasıyla ilgili başka bir teori ortaya çıktı.

Sümerlerin ölümünün nedeninin iklimsel bir felaket olduğuna dair kanıtlar bulmayı başardılar.

İlk birleşik Sümer devleti olan Akad İmparatorluğu, şehrini tüm su kaynaklarından mahrum bırakan güçlü bir kuraklık ve toz fırtınaları nedeniyle 4.200 yıl önce aniden çöktü ve varlığı sona erdi. Bu, PNAS dergisinde bir makale yayınlayan klimatologların ulaştığı sonuçtur.

“” Şu anda sadece Sümerleri değil, aynı zamanda eski Hint ve Mısır medeniyetlerini de eşzamanlı olarak yok eden bir iklim felaketinin meydana geldiğinden uzun zamandır şüpheleniyoruz. Kızıldeniz ve Umman Körfezi kıyılarındaki bazı çelişkili bulgular dışında, buna dair hiçbir kanıtımız yoktu, “Oxford Üniversitesi’nden (İngiltere) Stacy Carolin ve meslektaşları yazın.”

Gerçek şu ki, komşu Suriye’deki kazılar, MÖ 2200 civarında Orta Doğu’da şiddetli bir kuraklığın başladığını ve bölgedeki tüm büyük şehirleri neredeyse yok ettiğini gösteriyor.
Carolyn ve meslektaşları, kuzey İran’daki Demavend şehri yakınlarında bulunan Gol-i-Zard Mağarası’nda son beş bin yılda oluşan sarkıtları inceleyerek, durumun böyle olduğuna dair ilk tutarlı kanıtı buldular.

Bu taş çıkıntılar, kalınlıkları, kimyasal ve izotopik bileşimleri, oluşumlarının farklı zamanlarında mağaraya ne kadar su girdiğini doğrudan yansıtan bir tür “büyüme halkalarından” oluşur. Buna göre, çok uzun bir süre boyunca sıcaklık ve yağış seviyelerindeki dalgalanmaları yansıtan bir tür iklimsel “kronik” olarak kullanılabilirler.

Gol-i-Zard, sırayla, Akad İmparatorluğu’nun kuzey bölgelerinin yakınında bulunuyordu ve Sargon’un mirasçılarının mülkleriyle yaklaşık olarak aynı düzeyde yağış aldı. Bu, bilim adamlarının düşüş döneminin iklimini çok doğru bir şekilde yeniden yapılandırmasına izin verdi.

Görünüşe göre, Mezopotamya’nın ilk süper gücü iklim tarafından gerçekten yok edildi – yaklaşık 4.26 bin yıl önce, sarkıtların büyümesi keskin bir şekilde yavaşladı, bu da yağışta ani ve keskin bir düşüş olduğunu gösteriyor. Bu kuraklık, Mezopotamya’nın yeniden doğuşu ve Babil’in ortaya çıktığı çağın başlangıcına denk gelen üç yüz yıldan fazla sürdü.

Buna paralel olarak, bilim adamları “yıllık halkalarda” magnezyum ve kalsiyum oranlarında benzer bir artış kaydettiler. Bu, mağaraya devasa kum kütleleri getiren en güçlü toz fırtınalarının başladığını gösterir. Bu tür afetlerin, Akad uygarlığının ölümünü hızlandırması ve çiftçilerini su rezervuarları ve sulama sistemlerinin varlığında bile normal şekilde mahsul yetiştirme fırsatından yoksun bırakması gerekiyordu.

İlginç bir şekilde, yaklaşık 4,5 bin yıl önce Mezopotamya tarihinde de benzer bir kuraklık ve toz fırtınası meydana geldi.
İklimbilimciler, uzun sürmediler, sadece bir yüzyıl kadar, ancak şehir devletlerini zayıflatabilir ve gelecek “toz fırtınaları mevsiminde” darbeleri altında yok olacak Sargon imparatorluğunun yolunu açabilirler.
https://masterok.livejournal.com/7415853.html

Bugunlerde bulunan tarihi eser ve ya eski medenyetler ait kalıntılar göze çarpan büyük Antik Uygarlık, Medenyat ve
İnsanlık gelişim gözle görünmekte. Osmanlı dönemi bu Medenyet izlerini ve halklar toplığunu barış ve eşit refah korumuş. Osmanlı sonrası tüm izleri yok etme adına İngiliz Arkeoloji bilimi adına Thomas Edward Lawrence
Arkeolog
Thomas Edward Lawrence, Britanyalı arkeolog, asker ve diplomat. 1916 – 1918 yılları arasında Arap Ayaklanması ve Sina ve Filistin Cephesi gibi olaylarda Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine karşı üstlendiği rol ile ünlüdür. Daha sonraki yıllarda Fransız ve diğer batı toplukları tüm tarihi izleri yok etmiş ve var olan tablet yazı altın ve değerli metal taş yazı tamamını çalıp batı özel zenginler arşiflere teslim edilmiş.
1990 yıllarda İraq Saddam Hüseyin görevini sonlandırma adına USAmerika ve Batılı mutefikleri İraq ve Mesopotamyada çıkartılan son tarihi eserleri ve muselerde sergilenen eserleri yamalamaları sonucu hiç bir iz kalmamış oldu.



Büyük medeniyetlerin ve dünya kültür mirasının temellerini atan Sümerler, tarih sahnesine diğer medeniyetlere nazaran daha erken çıkmıştır. M.Ö 4000 yıllarından itibaren başlayan tarihi ile Sümerler; yazı, dil, tıp, astronomi, matematik gibi pozitif öğretilerin yanı sıra din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda da diğer medeniyetlere örnek olmuşlardır.
Sümerler döneminde Mezopotamya’da 18 tanesi büyük olmak üzere yaklaşık 35 şehir ve kasabanın var olduğu bilinmektedir. Bunlara; Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur örnek verilebilir.
İlk olarak Uruk Kralı Lugalzagizi aşağı Mezopotamya’daki kent devletlerini bir yönetim altında toplamıştır (M.Ö.2750).
Sümerlere Elamlar son vermiş (M.Ö 2000 yıllarının başları) ve böylece Mezopotamya’da Akadların devri başlamıştır.

Sümerlerin Tarihçesi
Mezopotamya’nın güney ucunda yer alan Sümer şehri, MÖ 4000 – 2350 yılları arasında Orta Asya’dan göç eden Sami bir halk tarafından kurulmuştur.
Bu halkın günümüz tarihindeki bilinen adı Ubaidliler’dir ve Sümer şehrinde yer alan ilk medeniyet olmuşlardır. Sümerlerin kökeni günümüzde tam olarak bilinemese de Orta Asya taraflarından oldukça kültür etkileşimi yaşadıkları tahmin edilmektedir.


Sümerler Haritası
Bu medeniyet, yaşamış olduğu her bölgede kendi soylarından oluşan yerleşim sistemi içerisine girmiştir. Sümerliler, böylece bölgesel site devletleri ve site devletlerinin bir araya gelmiş olduğu bir medeniyet oluşmuşlardır. Sümerlerin bölgesel olarak bu yapılanmaları irili ufaklı 35 Şehir Devleti kurmalarını sağlamıştır.

Sümerler, M.Ö. 4000’li yıllarda yerleştikleri Mezopotamya bölgesinde 2000 yıl gibi çok uzun bir süre var olmuşlardır. Fakat Sümerler, “Büyük Tufan” veya “Nuh Tufanı” olarak bilinen felaket sonrasında birbirleri ile giriştikleri mücadeleler ile kendi sonlarını hazırlamışlardır.
Buna eş zamanlı olarak bölgedeki diğer toplumların zamanla kalabalıklaşıp Sümerler için tehdit oluşturmaları zamanla Sümerlerin Mezopotamya’daki hâkimiyetinin sonunu getirmiştir.

Sümerlerin oluşturmuş oldukları şehir devletleri birbirleri ile savaşarak hâkimiyet mücadelesi içerisine girmişlerdir. Sümerlere ilk tehdit doğu sınırında bulunan Elamlardan olmuştur. Elamlar, M.Ö. 3000’li yıllardan itibaren günümüz İran Coğrafyasının güney batısında varlıklarını göstermeye başlamışlardır.

Fakat Elamlar zamanla güçlenmiş, Sümerler için önemli bir teklike oluşturmaya başlamışlardır.
Elamlar’ın Sümerler üzerine ilk saldırısı M.Ö. 2530 – 2450 yılları arasında olmuştur. Akabinde ısrarlı olarak saldırlar düzenlemiş, Sümer şehir devletlerinin zayıflamalarını hızlandırmışlardır.
Elamlar yapmış oldukları saldırılarla Sümerlileri zayıflatıp, toprak kayıplarına sebep vermiş olsa da Sümerler halen varlıklarını devam sürdürmeye devam etmişlerdir.


Sümerlerin asıl sonunu hazırlayan sebep dış devletlerden değil kendi içerisinde barındırdığı Sargon adlı bir kişiden gelmiştir. Annesi bir rahibe olan Sargon, gayrimeşru bir ilişki sonrası dünyaya gelmiştir. Yaşamına son verilmemesi için rahibe annesi tarafından gizli yollardan bir aileye evlatlık verilmiştir.
Kaynak : https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/sumerler-313
Sargon, evlat edinildiği itibarlı bir aile vasıtasıyla iyi bir konuma gelerek Kiş Kralı Urzababa’nın sarayında görevlendirilmiştir. Sargon giderek daha yüksek mevkilere ulaşmış ve Kral Urzababa’nın giriştiği bir savaştan yenik olarak sarayına döndüğünde darbe yaparak Kiş Krallığını ele geçirmiştir.


Sadece bir tane Sümer Şehir Devletinin Krallığını ele geçirmesiyle, krallığa bağlı olan bütün Şehir Devletlerini kendisine itaate zorlamıştır. Sargon, giriştiği bütün mücadelelerle Sümerlerin toplumsal bütünlüğünü tamamen ortadan kaldırmıştır (M.Ö. 2334 – 2279).

Sargon’un Sümerlere yaşatmış olduğu bu durum Sümer topraklarını ele geçirmek isteyen Elamlılar ve Akadların lehine olmuştur. Sümerlere önce Elamlar saldırmaya başlamıştır.


Yaklaşık yüzyıl sonra da Kral Sargon yönetimindki Akadlar Sümerlere saldırmaya başlamışlardır.
Sargon Hanedanı bir asır boyunca iktidarda kalmış, şehir devletlerini birleştirmiş ve Sümerleri tarih sahnesinden silerek Akadlar dönemini başlatmıştır.
Sümerlerden sonra gelen hem Akad hem de Babil uygarlıkları bu büyük medeniyetin izlerini taşımışlardır.

By Aydınlık Luminous

Bilim kurgu Araştırma Güncel yaşam Tarih Gelecek Ekonomi Science fiction Research Current life History Future Economy